Ömer Küçükkaya
Köşe Yazarı
Ömer Küçükkaya
 

Dengeler, Denklemler ve Gerçekler…

Ülkenin genelinde yaşanan ekonomik krizi, küresel bir krizin ülkemize yansımaları olarak okumak ne kadar doğru bir yaklaşım! Kabul etmeliyiz ki; Ankara’da masaya yatırılan yeni Orta Vadeli Program (OVP), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından ilan edilirken, hükümet rakamların ötesinde sokaktaki vatandaşın gerçeğiyle sınanıyor. Akaryakıt ürünlerine gelen üst üste zamları ve bunun vatandaşa hem sosyolojik, hem ekonomik, hem de psikolojik yansımalarını maalesef doğru okuyamıyoruz. Milletvekillerinin ve siyasetçilerin sahada olmadığı Türkiye’de; vatandaş adeta burnundan solurken, Oda ve Borsa seçimleri aslında iktidar ile iş dünyası ve esnafın seçimler öncesi bir hesaplaşması veyahut somut bir ihtar sürecine dönüştü diyebiliriz. Oda ve Borsa Başkanları ile Meclis Üyelerinin iş dünyası ve esnafın sorunları ile taleplerini net ifadeler ile üst makamlara aktaramadığı bir dönemde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun açıklamaları iş dünyasının temkinli iyimserliğini yansıtıyor. Enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize olduğu bir dönemde mutfaktaki yangın, son akaryakıt zamlarıyla körüklenirken; lojistik maliyetler iğneden ipliğe her kaleme yansıyor. Dengelerin ve denklemlerin gerçeklerin soğuğunda donduğu bir dönemde; otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi kararıyla vatandaşlar şok üstüne şok yaşadı diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Ankara’dan an be an “Reform” ve “Genel AF” bekleyen iş dünyası ile esnaf ve vatandaşlar, son yapılan açıklamalardan sonra siyasi anlamda iktidar aleyhine karamsarlığa düştüler diyebiliriz. Hükümetin ısrarla “alternatifsiz” oluşuna güvenmesi ve sokaktan çekilerek herkese üst perdeden bakması, son kulvar da; Oda ve Borsa seçimlerinde, hükümetin desteklediği tüm Adaylar için aleyhe bir sonuca sürükleniyor diyebiliriz. Ülke içerisindeki tüm karmaşıklığın tam ortasında komşu ülkelerdeki savaş ve çatışma dalgaları, enerji faturalarını kabartarak bütçe dengelerini zorlamaya devam ediyor. Yazın sıcakta kavrulan vatandaşın soğutma ihtiyacından doğan klima destekli artan enerji faturalarının yerini birkaç ay sonra gelecek kış mevsimi ve ısınma ihtiyacı sürecinde daha yukarı maliyetlere ulaşacak olan enerji faturaları sonuçlandıracak.   Elbette küresel risklerin yanında, olası afet ve deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olan Türkiye, bir yandan da otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi kararıyla öz kaynaklarını geleceğe devretme yönünde bir denkleme yöneldi. Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi kararı kısa vadede finansman sağlasa da, geçiş ücreti artışlarının enflasyon sarmalını tetikleme riskini barındırıyor. Ve daha önemlisi son ‘özelleştirme’ kararı vatandaşın hükümete olan güvenini ciddi anlamda zedeledi diyebiliriz. İşsizliğin artığı Türkiye’de, kira başta olmak üzere ‘geçim sıkıntısı’ toplumun her kademesinde kendisini belirgin bir şekilde gösterirken, bankaların kredi vermemesi ve bankaya para yatıranlara ödenen yüksek faizler ile ülkenin ödediği yüksek borç faizleri vatandaşın gözünden kaçmıyor. Ve vatandaşın sorduğu en önemli iki soru; hükümet bankalar üzerinden neden düşük faizli uzun vadeli krediler vermiyor? Vergi ve SGK yapılandırmalarında zaten prim ve vergi borcunu ödeyemeyen vatandaşa neden yüksek faizle yapılandırma yaptırıldı? Toplumun gözlerinin önünde yaşanan tüm bu makro ekonomik ve jeopolitik gerilimler, Türkiye'nin sanayi üssü Bursa’da tüm çıplaklığıyla hissediliyor. Otomotivin ve tekstilin başkenti Bursa; artan maliyetler ve daralan finansman koşulları karşısında can suyu beklerken, olası bir Marmara depremine hazırlık masraflarını da sırtında taşıyor. Peki, Bursa gerçekten bir deprem veyahut olağanüstü durum ile Afet’e hazır mı? Şehrin sanayi gücünü ve ülkenin ekonomik ve üretim varlığına kattığı katma değeri düşündüğümüzde Bursa’nın, Ankara tarafından pekte önemsendiğini ifade edemeyiz. Bir türlü gelmeyen ‘Hızlı Tren’, açılışı yılan hikâyesine dönen ‘Hastane’ ve bir türlü ihale süreci başlamayan ‘Okullar’ konusunu değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; vatandaş ile hükümet arasında keskin ve derin bir uçurum var… Elbette ülkenin kaderini belirleyen şehirlerden olan Bursa’da, şehrin dinamiklerini belirleyen Oda ve Borsa seçimlerinin yansımaları ise ekonomik ve siyasi birer barometre niteliğinde diyebiliriz. BTSO Başkanı ve Başkan Adayı İbrahim Burkay’ın şehri seçim çalışmaları ile adeta dört bir yandan kuşattığı Bursa’da, mevcut ‘BTSO Meclis Üyeleri’ için aynı ifadeleri kullanmamız imkânsız diyebiliriz. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı ve destekçisi olan ‘BTSO Meclis Üye Adayları’ hem sahayı, hem sosyal medyayı hem de medyayı ablukaya almış durumda diyebiliriz. İş dünyası temsilcilerinin BTSO seçimlerindeki tavrı, hükümetin olası erken seçim tartışmalarına artı ve eksi yönlü yansımalar üretiyor. Siyasi iktidar açısından, odalardaki uzlaşı ve üretim dinamizmi ‘erken seçim’ periyodunda ‘istikrar’ vurgusunu güçlendiren bir artı hanesi yazarken; ‘yüksek enflasyon’ ve ‘maliyet’ baskısından ezilen sanayici ile iş dünyasının sandıktaki huzursuzluğu ise ‘iktidar’ için ciddi bir eksi risk barındırıyor. Elbette Bursa’nın çarkları döndükçe Türkiye nefes alıyor; ancak bu nefes, krizlerin gölgesinde vatandaşın alım gücünü koruyacak kalıcı ‘refah’ formüllerine bağlı diyebiliriz. Elbette ‘BTSO seçimleri’ açısından kritik öneme sahip olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşleri sandık açısından ve üyelerin son kararı hususunda çok değerli diyebiliriz. Ve BTSO seçimlerine sayılı günler kala 28 Eylül 2026 Pazartesi günü saat 21:45’te Bursa Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu’nda gerçekleşecek Türkiye - İtalya UEFA Uluslar A Ligi futbol maçına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelmesi bekleniyor. Ve yine son tahvilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın maça gelmesinin kesinleşmesi halinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın geleneksel hale getirdiği Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni’nin aynı gün gerçekleştirileceğine dair iddialar kulislerde dolaşıyor. Ve tam da burada BTSO Üyelerinin aklında şu soru; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçime sayılı günler kala kimi işaret edecek? Veyahut herhangi bir işaret buyuracak mı? Kısacası; vatandaşın ama Oda ve Borsa seçimlerinde ama olası erken seçimlerde ama ülkenin yarınlarına dair süreçte gözü, kulağı ve iradesi yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağının arasında diyebiliriz. O zaman ne diyoruz; dengeler ve denklemler ne olursa olsun hem Bursa için hem Türkiye için belirleyici tek gerçek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2026 -Pazartesi
Ömer Küçükkaya

Dengeler, Denklemler ve Gerçekler…

Ülkenin genelinde yaşanan ekonomik krizi, küresel bir krizin ülkemize yansımaları olarak okumak ne kadar doğru bir yaklaşım! Kabul etmeliyiz ki; Ankara’da masaya yatırılan yeni Orta Vadeli Program (OVP), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından ilan edilirken, hükümet rakamların ötesinde sokaktaki vatandaşın gerçeğiyle sınanıyor. Akaryakıt ürünlerine gelen üst üste zamları ve bunun vatandaşa hem sosyolojik, hem ekonomik, hem de psikolojik yansımalarını maalesef doğru okuyamıyoruz. Milletvekillerinin ve siyasetçilerin sahada olmadığı Türkiye’de; vatandaş adeta burnundan solurken, Oda ve Borsa seçimleri aslında iktidar ile iş dünyası ve esnafın seçimler öncesi bir hesaplaşması veyahut somut bir ihtar sürecine dönüştü diyebiliriz.

Oda ve Borsa Başkanları ile Meclis Üyelerinin iş dünyası ve esnafın sorunları ile taleplerini net ifadeler ile üst makamlara aktaramadığı bir dönemde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun açıklamaları iş dünyasının temkinli iyimserliğini yansıtıyor. Enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize olduğu bir dönemde mutfaktaki yangın, son akaryakıt zamlarıyla körüklenirken; lojistik maliyetler iğneden ipliğe her kaleme yansıyor.

Dengelerin ve denklemlerin gerçeklerin soğuğunda donduğu bir dönemde; otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi kararıyla vatandaşlar şok üstüne şok yaşadı diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Ankara’dan an be an “Reform” ve “Genel AF” bekleyen iş dünyası ile esnaf ve vatandaşlar, son yapılan açıklamalardan sonra siyasi anlamda iktidar aleyhine karamsarlığa düştüler diyebiliriz. Hükümetin ısrarla “alternatifsiz” oluşuna güvenmesi ve sokaktan çekilerek herkese üst perdeden bakması, son kulvar da; Oda ve Borsa seçimlerinde, hükümetin desteklediği tüm Adaylar için aleyhe bir sonuca sürükleniyor diyebiliriz.

Ülke içerisindeki tüm karmaşıklığın tam ortasında komşu ülkelerdeki savaş ve çatışma dalgaları, enerji faturalarını kabartarak bütçe dengelerini zorlamaya devam ediyor. Yazın sıcakta kavrulan vatandaşın soğutma ihtiyacından doğan klima destekli artan enerji faturalarının yerini birkaç ay sonra gelecek kış mevsimi ve ısınma ihtiyacı sürecinde daha yukarı maliyetlere ulaşacak olan enerji faturaları sonuçlandıracak.  

Elbette küresel risklerin yanında, olası afet ve deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olan Türkiye, bir yandan da otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi kararıyla öz kaynaklarını geleceğe devretme yönünde bir denkleme yöneldi. Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi kararı kısa vadede finansman sağlasa da, geçiş ücreti artışlarının enflasyon sarmalını tetikleme riskini barındırıyor. Ve daha önemlisi son ‘özelleştirme’ kararı vatandaşın hükümete olan güvenini ciddi anlamda zedeledi diyebiliriz. İşsizliğin artığı Türkiye’de, kira başta olmak üzere ‘geçim sıkıntısı’ toplumun her kademesinde kendisini belirgin bir şekilde gösterirken, bankaların kredi vermemesi ve bankaya para yatıranlara ödenen yüksek faizler ile ülkenin ödediği yüksek borç faizleri vatandaşın gözünden kaçmıyor.

Ve vatandaşın sorduğu en önemli iki soru; hükümet bankalar üzerinden neden düşük faizli uzun vadeli krediler vermiyor? Vergi ve SGK yapılandırmalarında zaten prim ve vergi borcunu ödeyemeyen vatandaşa neden yüksek faizle yapılandırma yaptırıldı?

Toplumun gözlerinin önünde yaşanan tüm bu makro ekonomik ve jeopolitik gerilimler, Türkiye'nin sanayi üssü Bursa’da tüm çıplaklığıyla hissediliyor. Otomotivin ve tekstilin başkenti Bursa; artan maliyetler ve daralan finansman koşulları karşısında can suyu beklerken, olası bir Marmara depremine hazırlık masraflarını da sırtında taşıyor.

Peki, Bursa gerçekten bir deprem veyahut olağanüstü durum ile Afet’e hazır mı?

Şehrin sanayi gücünü ve ülkenin ekonomik ve üretim varlığına kattığı katma değeri düşündüğümüzde Bursa’nın, Ankara tarafından pekte önemsendiğini ifade edemeyiz. Bir türlü gelmeyen ‘Hızlı Tren’, açılışı yılan hikâyesine dönen ‘Hastane’ ve bir türlü ihale süreci başlamayan ‘Okullar’ konusunu değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; vatandaş ile hükümet arasında keskin ve derin bir uçurum var…

Elbette ülkenin kaderini belirleyen şehirlerden olan Bursa’da, şehrin dinamiklerini belirleyen Oda ve Borsa seçimlerinin yansımaları ise ekonomik ve siyasi birer barometre niteliğinde diyebiliriz. BTSO Başkanı ve Başkan Adayı İbrahim Burkay’ın şehri seçim çalışmaları ile adeta dört bir yandan kuşattığı Bursa’da, mevcut ‘BTSO Meclis Üyeleri’ için aynı ifadeleri kullanmamız imkânsız diyebiliriz. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı ve destekçisi olan ‘BTSO Meclis Üye Adayları’ hem sahayı, hem sosyal medyayı hem de medyayı ablukaya almış durumda diyebiliriz.

İş dünyası temsilcilerinin BTSO seçimlerindeki tavrı, hükümetin olası erken seçim tartışmalarına artı ve eksi yönlü yansımalar üretiyor. Siyasi iktidar açısından, odalardaki uzlaşı ve üretim dinamizmi ‘erken seçim’ periyodunda ‘istikrar’ vurgusunu güçlendiren bir artı hanesi yazarken; ‘yüksek enflasyon’ ve ‘maliyet’ baskısından ezilen sanayici ile iş dünyasının sandıktaki huzursuzluğu ise ‘iktidar’ için ciddi bir eksi risk barındırıyor.

Elbette Bursa’nın çarkları döndükçe Türkiye nefes alıyor; ancak bu nefes, krizlerin gölgesinde vatandaşın alım gücünü koruyacak kalıcı ‘refah’ formüllerine bağlı diyebiliriz. Elbette ‘BTSO seçimleri’ açısından kritik öneme sahip olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşleri sandık açısından ve üyelerin son kararı hususunda çok değerli diyebiliriz.

Ve BTSO seçimlerine sayılı günler kala 28 Eylül 2026 Pazartesi günü saat 21:45’te Bursa Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu’nda gerçekleşecek Türkiye - İtalya UEFA Uluslar A Ligi futbol maçına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelmesi bekleniyor. Ve yine son tahvilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın maça gelmesinin kesinleşmesi halinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın geleneksel hale getirdiği Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni’nin aynı gün gerçekleştirileceğine dair iddialar kulislerde dolaşıyor.

Ve tam da burada BTSO Üyelerinin aklında şu soru; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçime sayılı günler kala kimi işaret edecek? Veyahut herhangi bir işaret buyuracak mı?

Kısacası; vatandaşın ama Oda ve Borsa seçimlerinde ama olası erken seçimlerde ama ülkenin yarınlarına dair süreçte gözü, kulağı ve iradesi yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağının arasında diyebiliriz. O zaman ne diyoruz; dengeler ve denklemler ne olursa olsun hem Bursa için hem Türkiye için belirleyici tek gerçek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.