Ömer Küçükkaya
Köşe Yazarı
Ömer Küçükkaya
 

Akıllı ve Hazır Olmalıyız!

Ateş çemberinin içindeki akrep değiliz ki, tam yanacakken kendi zehrimiz ile kendimizi zehirleyelim! Tarihi bilinmeyenler ile dolu olan ve tarihi son yüzyıl içerisinde defalarca silinip yeni baştan yazılan ve her bir nesle farklı öğretilen bir milletiz. Kadim mi yoksa derin mi bir devlet geleneğimiz var bilinmez lakin örf, adet, töre, ahlak ve daha birçok değerini kaybetmiş, sosyal medya ile elindeki ekran arasında sıkışmış, gördüğünü anlamayan ve duyduğuna inanan bir ‘topluluk’ olduk. Eskiden güçlü bir millet, kudretli bir devlet ve kadim bir medeniyet olmakla övünen bizler; şimdilerde yetmeyen emekli maaşları, şifa olmayan hastaneler, tükenmeyen bir ömür ve birbirine düşmüş bir topluluk olduk. Altı üstü bir ay sonra gerçekleştirilecek bir ticaret ve sanayi odası seçiminde ortaya dökülüp saçılanlara bakınca gördük ki; herkes herkesi çoktan fişlemiş! Kimin kiminle oturup kalktığı, kimin kiminle hangi kör kuyuya daldığı, kimlerin hangi derin uykulardan uyandığından veyahut boğdurulduğundan öte bir noktaya geldik. Cuma gününün mübarek sabahında, sabah namazına dakikalar kala yazmaya başladığımız bu yazının mimarı sadece ve sadece ‘Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı unsurlarıdır’ diyebiliriz. Ulusal bir kanalda hızlıca meşhur edilmiş bir gazeteci abla ve beraberinde kimisi eski gazeteci ve siyasi parti lideri, eski Bakan kimisi ise ama yakışıklı ama hacı olan kimisi de güvenlik uzmanı olan her biri mutlaka birbirinden değerli insanları izledim akşamın geceye ilerleyen saatlerinde… Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her birine bir ömür, bir can vermekten sakınmayacağım o çok kudretli ve değerli unsurları ile çekilmiş olan ve Milli Savunma Bakanlığı'nın 30 Ağustos paylaşımı videosuna dair değerlendirmelerini izledim,  o kıymetli insanların ulusal yayında ki canlı ve heyecanlı programında… Ve o an yine anladım ki; bu her biri kıymetli ve değerli insanlar epeydir sokaklarda en azından Bursa, Çanakkale ve Ankara sokaklarında hiç gezmemiş! Çanakkale sahilinde vatandaşların konuştuklarına, kahvelerde emeklinin sustuklarına, meydanlara atılan sandalyelerde edilen küfürlere hiç şahit olmamış, bu canlı ve heyecanlı güzel insanlar… Neymiş! Millî Savunma Bakanlığı yayınladığı video ile birilerine ‘Akıllı Olun’ demiş güya… Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kaçıncı yaşını kutladığımızı onca dert, tasa ve imkânsızlıklar içerisinde unuttuğumuz bir dönemde vatandaşın hiç aklından çıkmayan, gözlerinin önünden ayrılmayan, kulağında hep çınlayan tek ses; ödeyemediği kiranın, faturanın, banka kredisinin ve daha ötesinin akabinde gelen ‘icra veya hukuk servisi aramaları ile avukat sesleri’ diyebiliriz. Asıl, Akıllı ve Hazır Olması gereken bizleriz. Farkında değiliz ama Türkiye’nin en güçlü sanayi şehri olan Bursa'ya halen daha hızlı tren gelmedi ve açılmak üzere olan hastaneye taşınacağı konuşulan hastanelerin sağlık personelleri, doktorları bile neyin ne zaman olacağını biz gazetecilere soruyor! Belki farkında değiliz, belki; duymuyor, duyurmuyor veya yazmıyoruz ama insanlar borçları yüzünden ya intihar ediyor veya psikolojik sorunlar yaşayarak hayatın olağan akışına aykırı işlere kalkışıyor. Belki farkında değiliz, belki de fark etmek istemiyoruz ama hepimizin bir vakit toplum dediği daha önceleri millet olan o yapı artık sorunları ve sorunlarının çözüleceğine asla inanmayan; dışı yaşayan, ruhu ve umutları ölü bir topluluk oldu… Cumamız mübarek, hayır dualarımız yüce Allah katında makbul ve kabul olsun diyerek hepimize hayırlı bir gün diliyorum. Cenabı Allah hepimize akıl, fikir, kuran ve iman nasip etsin inşallah…
Ekleme Tarihi: 04 Eylül 2026 -Cuma
Ömer Küçükkaya

Akıllı ve Hazır Olmalıyız!

Ateş çemberinin içindeki akrep değiliz ki, tam yanacakken kendi zehrimiz ile kendimizi zehirleyelim! Tarihi bilinmeyenler ile dolu olan ve tarihi son yüzyıl içerisinde defalarca silinip yeni baştan yazılan ve her bir nesle farklı öğretilen bir milletiz. Kadim mi yoksa derin mi bir devlet geleneğimiz var bilinmez lakin örf, adet, töre, ahlak ve daha birçok değerini kaybetmiş, sosyal medya ile elindeki ekran arasında sıkışmış, gördüğünü anlamayan ve duyduğuna inanan bir ‘topluluk’ olduk.

Eskiden güçlü bir millet, kudretli bir devlet ve kadim bir medeniyet olmakla övünen bizler; şimdilerde yetmeyen emekli maaşları, şifa olmayan hastaneler, tükenmeyen bir ömür ve birbirine düşmüş bir topluluk olduk.

Altı üstü bir ay sonra gerçekleştirilecek bir ticaret ve sanayi odası seçiminde ortaya dökülüp saçılanlara bakınca gördük ki; herkes herkesi çoktan fişlemiş!

Kimin kiminle oturup kalktığı, kimin kiminle hangi kör kuyuya daldığı, kimlerin hangi derin uykulardan uyandığından veyahut boğdurulduğundan öte bir noktaya geldik.

Cuma gününün mübarek sabahında, sabah namazına dakikalar kala yazmaya başladığımız bu yazının mimarı sadece ve sadece ‘Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı unsurlarıdır’ diyebiliriz.

Ulusal bir kanalda hızlıca meşhur edilmiş bir gazeteci abla ve beraberinde kimisi eski gazeteci ve siyasi parti lideri, eski Bakan kimisi ise ama yakışıklı ama hacı olan kimisi de güvenlik uzmanı olan her biri mutlaka birbirinden değerli insanları izledim akşamın geceye ilerleyen saatlerinde…

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her birine bir ömür, bir can vermekten sakınmayacağım o çok kudretli ve değerli unsurları ile çekilmiş olan ve Milli Savunma Bakanlığı'nın 30 Ağustos paylaşımı videosuna dair değerlendirmelerini izledim,  o kıymetli insanların ulusal yayında ki canlı ve heyecanlı programında…

Ve o an yine anladım ki; bu her biri kıymetli ve değerli insanlar epeydir sokaklarda en azından Bursa, Çanakkale ve Ankara sokaklarında hiç gezmemiş! Çanakkale sahilinde vatandaşların konuştuklarına, kahvelerde emeklinin sustuklarına, meydanlara atılan sandalyelerde edilen küfürlere hiç şahit olmamış, bu canlı ve heyecanlı güzel insanlar…

Neymiş! Millî Savunma Bakanlığı yayınladığı video ile birilerine ‘Akıllı Olun’ demiş güya…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kaçıncı yaşını kutladığımızı onca dert, tasa ve imkânsızlıklar içerisinde unuttuğumuz bir dönemde vatandaşın hiç aklından çıkmayan, gözlerinin önünden ayrılmayan, kulağında hep çınlayan tek ses; ödeyemediği kiranın, faturanın, banka kredisinin ve daha ötesinin akabinde gelen ‘icra veya hukuk servisi aramaları ile avukat sesleri’ diyebiliriz.

Asıl, Akıllı ve Hazır Olması gereken bizleriz. Farkında değiliz ama Türkiye’nin en güçlü sanayi şehri olan Bursa'ya halen daha hızlı tren gelmedi ve açılmak üzere olan hastaneye taşınacağı konuşulan hastanelerin sağlık personelleri, doktorları bile neyin ne zaman olacağını biz gazetecilere soruyor!

Belki farkında değiliz, belki; duymuyor, duyurmuyor veya yazmıyoruz ama insanlar borçları yüzünden ya intihar ediyor veya psikolojik sorunlar yaşayarak hayatın olağan akışına aykırı işlere kalkışıyor. Belki farkında değiliz, belki de fark etmek istemiyoruz ama hepimizin bir vakit toplum dediği daha önceleri millet olan o yapı artık sorunları ve sorunlarının çözüleceğine asla inanmayan; dışı yaşayan, ruhu ve umutları ölü bir topluluk oldu…

Cumamız mübarek, hayır dualarımız yüce Allah katında makbul ve kabul olsun diyerek hepimize hayırlı bir gün diliyorum. Cenabı Allah hepimize akıl, fikir, kuran ve iman nasip etsin inşallah…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.