Ömer Küçükkaya
Köşe Yazarı
Ömer Küçükkaya
 

Bahar telâşında Bursa ve Türkiye: Siyasetin Sıcağı ve Havaların Kararsızlığı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un Bursa ziyaretini; ilk önce siz, yine Ekosektör Gazetesi okuyucuları olarak son köşe yazımdan okumuştunuz. Ankara’nın yoğun temposu ve bitmek bilmeyen gündemleri arasında “Küresel Güç Türkiye” mottosunu güçlendiren adımları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüzünü Anadolu’ya değil, Türk Dünyası’na dönerek aslında hem dosta hem düşmana net bir duruş ile cevap vermeye devam ediyor. Bildiğiniz üzere Mayıs ayı, her zaman olduğu gibi hem doğanın hem de gündemin en hareketli olduğu zaman dilimlerinden biri. 2026 yılının ikinci yarısına doğru ilerlerken, Türkiye genelindeki siyasi hareketlilik ile Bursa’nın yerel dinamikleri ilginç bir sentez oluşturuyor diyebiliriz. Bir yanda Ankara’nın "erken" ya da "baskın" seçim tartışmalarıyla ısınan kulisleri, diğer yanda Bursa’nın yağmurla serinleyen sokakları... Ve her şeyin ötesinde yine köşe yazımı takip edenlerin şaşırmadığı, Ankara Valiliğine Aydın Valisi Yakup Canbolat ataması aslında Bursa’nın çok güçlü bir stratejik derinlik ile takip edildiğinin en önemli kanıtlarından biri diyebiliriz. Ve yine önümüzdeki günlerde İstanbul Valiliğine yönelik atama sürecinde de göreceğiz ki, yeni hazırlanmakta olan kararname hem Bursa, hem Türkiye hem de Türk İslam coğrafyası adına stratejik önemlilikte bir iç işleri hamlesi olarak karşımıza çıkıyor. Ve yine görmekteyiz ki; İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kısa bir süre içerisinde yayınlanması beklenen Valiler, Kaymakamlar ve Emniyet ile Jandarma atama kararnameleri ile İçişleri Bakanlığı’nda son yüzyılın en kapsamlı revizyonuna imza atacak diyebiliriz. Siyasetin Yeni Rotası ve Rozet Mesaisi Ankara maratonum içerisinde ara verdiğim yazılarıma bir yarı dönem toparlaması ile merhaba demek istiyorum. Türkiye genelinde Mayıs ayının en çok konuşulan başlığı şüphesiz siyasi partiler arasındaki geçişler ve "baskın seçim" senaryoları diyebiliriz. Aydın Valisi Yakup Canbolat’ın Aydın Büyükşehir Belediyesi’ni AK Parti’ye geçirme stratejisi sonrası gelişen transfer sürecinde görmekteyiz ki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni süreçleri, siyaset ile değil bürokrasi ile çözümlemekte kararlı. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti saflarına katılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat taktığı rozet, siyasetin matematiksel dengelerinden ziyade sembolik gücünü bir kez daha gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sergilediği sert tepki ve kürsüye vurduğu yumruk, hem önümüzdeki dönemin ne kadar sert geçeceğinin sinyallerini veriyor hem de CHP’de kontrolün en tepeden itibaren yitirildiğini ortaya koyuyor diyebiliriz. Muhalefet kanadında Saadet Partisi’nin 2026 sonbaharı için işaret ettiği seçim tarihi, aslında siyasetin "bahar temizliğine" erken başladığını kanıtlar nitelikte olsa bile Yeni Yol Partisi ve paydaşlarının özellikle ekonomik çıkışlarını görmezden gelmemiz imkânsız. Olası bir “erken” veya “baskın” seçime dair Milliyetçi Hareket Partisi’nin 2027 Mart ayındaki büyük kongresinin engel olduğu görüşünü savunanlar olsa bile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’dan Bursa’ya geleceği bir Hızlı Tren yolculuğu sonrasında Gökdere Meydanı’nda “Hodri Meydan, Haydi Sandığa” demeyeceğini kimse garanti edemez… Sanayide İhtiyat, Sokakta Yağmur Siyasetin ötesinde Bursa cephesine yüzümüzü döndüğümüzde görmekteyiz ki; gündem biraz daha "ekmek kavgası" ve "yaşam kalitesi" odaklı bir yön çiziyor. Bursa iş dünyası temsilcilerinin 2026 için sergilediği "ihtiyatlı iyimserlik", şehrin sanayi lokomotifi olma sorumluluğunu yansıtırken, esnafların yeni seçilen BESOB yönetimi ile yine sahipsiz ve sesi soluğu çıkmayan bir sürece girdiğini ifade etmek zorundayız. Özellikle BESOB Yönetim Kurulu Üyesi seçilen çoğu Esnaf Oda Başkanı’nın Mercedes marka araç sahibi olması ve BESOB yaş ortalamasının 60 yaş üstüne dayanması, esnaf arasında “Mercedes Başkanlar Cenneti Yaşıyor” ifadelerine dönüşmüş durumda. Ve yine bazı Esnaf Oda Başkanlarının BESOB Yönetim Kurulu’nun çizdiği iktidardan uzak, ana muhalefet ve muhalefete yakın ziyaret kabullerinin aksine sergiledikleri Ankara’dan çözüm arayışlarını ise takdir etmemiz gerekiyor. Sonuç itibariyle görmekteyiz ki; aidatları “garanti” altına alan 14 yıllık BESOB Başkan Vekilleri ve ikinci dönemlerine merhaba diyen BESOB Başkan ve Yönetimi, aidat gecikmelerinden doğan gecikme zammını “garanti” altına almayı unuttukları için esnaf ile odalar arasında ciddi sıkıntılar baş göstermeye başladı… Halk’tan ve Esnaf’tan uzak salon siyaseti ve olası ilk seçimlerde iktidar değişimi odaklı bir anlayış ile üst profilde boy gösteren BESOB Başkan ve Yönetim Kurulu’nun aksine esnafın durumu Bursa İcra Dairelerinden daha net okunabiliyor. Ve yine böyle bir süreçte enflasyonun ateşinin düşmesi beklenirken, yerel sanayicinin en büyük derdi finansmana erişim ve mali disiplini korumak diyebiliriz. Kamu Bankalarının özellikle Bursa’da yetersiz kalması ve yaraya derman olmaması ise bir başka acı bilanço olarak iktidarın elini daraltıyor diyebiliriz. BESOB yönetiminin bile özel banka anlaşması ile Esnaf Odalarının aidatlarını “garanti” altına aldığı bir Bursa’da, iktidar ekonomik açıdan umut veriyor diyemeyiz! Meteoroloji’den gelen üst üste gök gürültülü sağanak yağış uyarıları, bir yandan tarım arazileri için umut olurken, diğer yandan şehir trafiği ve altyapı üzerinde ciddi bir test sürüşü yapıyor. Bursa Valiliği’nin sel ve su baskını uyarıları, "bahar geldi" deyip rehavete kapılmamak gerektiğini hatırlatırken, şehrin günlük yaşamında ise Mayıs ayının meşhur kararsızlığı hâkim diyebiliriz. Ekonomi ve Teknoloji Arasında Sıkışan Esnaf Ticaret Bakanı ile TESK Başkanı arasındaki "yapay zeka" gerilimi, aslında Bursa gibi esnaf kültürünün köklü olduğu şehirlerin temel çelişkisini özetliyor diyebiliriz. Dijitalleşen ticaret ile birlikte yükselişe geçen “e-ticaret” rakamları rekor kırarken, mahalle bakkalının, esnafının ya da küçük atölye sahibinin bu hıza nasıl yetişeceği sorusu henüz cevaplanmış değil. Yapay zeka, yüzde 75 oranında ticarete girmiş olsa bile Bursa’nın tarihî çarşılarında bu teknolojinin esnafa nasıl bir katma değer sağlayacağı hâlâ gri bir alan olarak belirsizliğini koruyor. Ve yine konu yine çırak bile bulamayan, kirasını ödeyemeyen, faturalarını ödeyemeyen, çoğunluğu ya icralık veyahut atlatmalı kredi ve borçlar ile ayakta durmaya çalışan Bursa Esnaf ve Sanatkârlarına geliyor. Bursa esnafının hamisi durumunda olan BESOB yönetiminin öncülüğünde yürütülen “yapay zeka” ve “dijital ofis” çalışmalarını ve yine BESOB yönetimine yakın isimlerin yürüttükleri “e-ticaret” destekli saha hamlelerini “yandaş çıkışlar” olarak yorumlamak yerine, şehre değer katan pozitif hamleler olarak yorumlamak gerektiğine inanıyorum. Sonuç itibariyle BESOB Başkan ve Yönetimi, sadece Genel Sekreter ve Danışmanları kontrolünde artı değer katmaya çalışıyorlar… Ve yine daha düne kadar BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve Başkan Vekilleri ile Yönetimini eleştirenlerin aynı yönetimde kol kola, omuz omuza buluşmalarını ise TESKOMB Başkan Vekili Bahri Şarlı’nın stratejik ve birleştirici aklı olarak yorumluyorum. Sonuç itibariyle engin tecrübeleri ile birlikte hem “samimiyet”, hem de “aile olabilme” gerçekliğini her daim ifade eden Bahri Şarlı, dün esnaf bugün ise Holding olan birçok esnafın değer verdiği yaşayan bir tarih diyebiliriz. Ekonomi ve teknoloji arasında sıkışan Bursa Esnafı, BESOB’un onca yıldır çözemediği “Çataltepe Sanayi Bölgesi” konusunda halen daha umutsuzluğunu korurken, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve ekibinin kendilerini eleştiren gazetecilere, esnaflara ve Bursa halkına çocuk gibi küsmeyi bırakmalarının zamanı geldi diye düşünüyorum. Sonuç itibariyle önümüz bayram. Ve barışmak için illa kurban kesmeye gerek yok,  hem Bursa hem Türkiye için 19 Mayıs iyi bir fırsat diyebiliriz… Sonuç itibariyle hepimiz iyi biliyoruz ki; Bursa, halkına küsenlerin sandıklara gömüldükleri büyük bir şehirdir. Geçmişi test etmek, sadece yeni yenilgiler ortaya çıkaracaktır. Bursa’ya değer katmak için emek verenleri bütünleştiren bir yaklaşım ile tıpkı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay gibi Bakan ağırlayan, Bakanlıklar ve Dünya ile eş zamanlı projeler gerçekleştiren bir BESOB hayalimizi gerçekleştiren bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyuyoruz. Kim bilir belki o zaman aradan 4 yıl geçmesine rağmen Ticaret Bakanı dâhil birçok Bakan, BESOB binasına gelir! Veyahut siz böyle devam edersiniz ve hem şehrin hem de esnafın tek temsilcisi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Yönetim Kurulu Üyeleri ve BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ile BTSO Meclis Üyeleri olmaya devam eder diyerek hepimize keyifli bir gün diliyorum…
Ekleme Tarihi: 14 Mayıs 2026 -Perşembe
Ömer Küçükkaya

Bahar telâşında Bursa ve Türkiye: Siyasetin Sıcağı ve Havaların Kararsızlığı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un Bursa ziyaretini; ilk önce siz, yine Ekosektör Gazetesi okuyucuları olarak son köşe yazımdan okumuştunuz. Ankara’nın yoğun temposu ve bitmek bilmeyen gündemleri arasında “Küresel Güç Türkiye” mottosunu güçlendiren adımları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüzünü Anadolu’ya değil, Türk Dünyası’na dönerek aslında hem dosta hem düşmana net bir duruş ile cevap vermeye devam ediyor.

Bildiğiniz üzere Mayıs ayı, her zaman olduğu gibi hem doğanın hem de gündemin en hareketli olduğu zaman dilimlerinden biri. 2026 yılının ikinci yarısına doğru ilerlerken, Türkiye genelindeki siyasi hareketlilik ile Bursa’nın yerel dinamikleri ilginç bir sentez oluşturuyor diyebiliriz. Bir yanda Ankara’nın "erken" ya da "baskın" seçim tartışmalarıyla ısınan kulisleri, diğer yanda Bursa’nın yağmurla serinleyen sokakları...

Ve her şeyin ötesinde yine köşe yazımı takip edenlerin şaşırmadığı, Ankara Valiliğine Aydın Valisi Yakup Canbolat ataması aslında Bursa’nın çok güçlü bir stratejik derinlik ile takip edildiğinin en önemli kanıtlarından biri diyebiliriz. Ve yine önümüzdeki günlerde İstanbul Valiliğine yönelik atama sürecinde de göreceğiz ki, yeni hazırlanmakta olan kararname hem Bursa, hem Türkiye hem de Türk İslam coğrafyası adına stratejik önemlilikte bir iç işleri hamlesi olarak karşımıza çıkıyor. Ve yine görmekteyiz ki; İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kısa bir süre içerisinde yayınlanması beklenen Valiler, Kaymakamlar ve Emniyet ile Jandarma atama kararnameleri ile İçişleri Bakanlığı’nda son yüzyılın en kapsamlı revizyonuna imza atacak diyebiliriz.

Siyasetin Yeni Rotası ve Rozet Mesaisi

Ankara maratonum içerisinde ara verdiğim yazılarıma bir yarı dönem toparlaması ile merhaba demek istiyorum. Türkiye genelinde Mayıs ayının en çok konuşulan başlığı şüphesiz siyasi partiler arasındaki geçişler ve "baskın seçim" senaryoları diyebiliriz. Aydın Valisi Yakup Canbolat’ın Aydın Büyükşehir Belediyesi’ni AK Parti’ye geçirme stratejisi sonrası gelişen transfer sürecinde görmekteyiz ki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni süreçleri, siyaset ile değil bürokrasi ile çözümlemekte kararlı.

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti saflarına katılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat taktığı rozet, siyasetin matematiksel dengelerinden ziyade sembolik gücünü bir kez daha gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sergilediği sert tepki ve kürsüye vurduğu yumruk, hem önümüzdeki dönemin ne kadar sert geçeceğinin sinyallerini veriyor hem de CHP’de kontrolün en tepeden itibaren yitirildiğini ortaya koyuyor diyebiliriz. Muhalefet kanadında Saadet Partisi’nin 2026 sonbaharı için işaret ettiği seçim tarihi, aslında siyasetin "bahar temizliğine" erken başladığını kanıtlar nitelikte olsa bile Yeni Yol Partisi ve paydaşlarının özellikle ekonomik çıkışlarını görmezden gelmemiz imkânsız.

Olası bir “erken” veya “baskın” seçime dair Milliyetçi Hareket Partisi’nin 2027 Mart ayındaki büyük kongresinin engel olduğu görüşünü savunanlar olsa bile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’dan Bursa’ya geleceği bir Hızlı Tren yolculuğu sonrasında Gökdere Meydanı’nda “Hodri Meydan, Haydi Sandığa” demeyeceğini kimse garanti edemez…

Sanayide İhtiyat, Sokakta Yağmur

Siyasetin ötesinde Bursa cephesine yüzümüzü döndüğümüzde görmekteyiz ki; gündem biraz daha "ekmek kavgası" ve "yaşam kalitesi" odaklı bir yön çiziyor. Bursa iş dünyası temsilcilerinin 2026 için sergilediği "ihtiyatlı iyimserlik", şehrin sanayi lokomotifi olma sorumluluğunu yansıtırken, esnafların yeni seçilen BESOB yönetimi ile yine sahipsiz ve sesi soluğu çıkmayan bir sürece girdiğini ifade etmek zorundayız. Özellikle BESOB Yönetim Kurulu Üyesi seçilen çoğu Esnaf Oda Başkanı’nın Mercedes marka araç sahibi olması ve BESOB yaş ortalamasının 60 yaş üstüne dayanması, esnaf arasında “Mercedes Başkanlar Cenneti Yaşıyor” ifadelerine dönüşmüş durumda. Ve yine bazı Esnaf Oda Başkanlarının BESOB Yönetim Kurulu’nun çizdiği iktidardan uzak, ana muhalefet ve muhalefete yakın ziyaret kabullerinin aksine sergiledikleri Ankara’dan çözüm arayışlarını ise takdir etmemiz gerekiyor. Sonuç itibariyle görmekteyiz ki; aidatları “garanti” altına alan 14 yıllık BESOB Başkan Vekilleri ve ikinci dönemlerine merhaba diyen BESOB Başkan ve Yönetimi, aidat gecikmelerinden doğan gecikme zammını “garanti” altına almayı unuttukları için esnaf ile odalar arasında ciddi sıkıntılar baş göstermeye başladı…

Halk’tan ve Esnaf’tan uzak salon siyaseti ve olası ilk seçimlerde iktidar değişimi odaklı bir anlayış ile üst profilde boy gösteren BESOB Başkan ve Yönetim Kurulu’nun aksine esnafın durumu Bursa İcra Dairelerinden daha net okunabiliyor.

Ve yine böyle bir süreçte enflasyonun ateşinin düşmesi beklenirken, yerel sanayicinin en büyük derdi finansmana erişim ve mali disiplini korumak diyebiliriz. Kamu Bankalarının özellikle Bursa’da yetersiz kalması ve yaraya derman olmaması ise bir başka acı bilanço olarak iktidarın elini daraltıyor diyebiliriz. BESOB yönetiminin bile özel banka anlaşması ile Esnaf Odalarının aidatlarını “garanti” altına aldığı bir Bursa’da, iktidar ekonomik açıdan umut veriyor diyemeyiz!

Meteoroloji’den gelen üst üste gök gürültülü sağanak yağış uyarıları, bir yandan tarım arazileri için umut olurken, diğer yandan şehir trafiği ve altyapı üzerinde ciddi bir test sürüşü yapıyor. Bursa Valiliği’nin sel ve su baskını uyarıları, "bahar geldi" deyip rehavete kapılmamak gerektiğini hatırlatırken, şehrin günlük yaşamında ise Mayıs ayının meşhur kararsızlığı hâkim diyebiliriz.

Ekonomi ve Teknoloji Arasında Sıkışan Esnaf

Ticaret Bakanı ile TESK Başkanı arasındaki "yapay zeka" gerilimi, aslında Bursa gibi esnaf kültürünün köklü olduğu şehirlerin temel çelişkisini özetliyor diyebiliriz. Dijitalleşen ticaret ile birlikte yükselişe geçen “e-ticaret” rakamları rekor kırarken, mahalle bakkalının, esnafının ya da küçük atölye sahibinin bu hıza nasıl yetişeceği sorusu henüz cevaplanmış değil. Yapay zeka, yüzde 75 oranında ticarete girmiş olsa bile Bursa’nın tarihî çarşılarında bu teknolojinin esnafa nasıl bir katma değer sağlayacağı hâlâ gri bir alan olarak belirsizliğini koruyor.

Ve yine konu yine çırak bile bulamayan, kirasını ödeyemeyen, faturalarını ödeyemeyen, çoğunluğu ya icralık veyahut atlatmalı kredi ve borçlar ile ayakta durmaya çalışan Bursa Esnaf ve Sanatkârlarına geliyor. Bursa esnafının hamisi durumunda olan BESOB yönetiminin öncülüğünde yürütülen “yapay zeka” ve “dijital ofis” çalışmalarını ve yine BESOB yönetimine yakın isimlerin yürüttükleri “e-ticaret” destekli saha hamlelerini “yandaş çıkışlar” olarak yorumlamak yerine, şehre değer katan pozitif hamleler olarak yorumlamak gerektiğine inanıyorum. Sonuç itibariyle BESOB Başkan ve Yönetimi, sadece Genel Sekreter ve Danışmanları kontrolünde artı değer katmaya çalışıyorlar…

Ve yine daha düne kadar BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve Başkan Vekilleri ile Yönetimini eleştirenlerin aynı yönetimde kol kola, omuz omuza buluşmalarını ise TESKOMB Başkan Vekili Bahri Şarlı’nın stratejik ve birleştirici aklı olarak yorumluyorum. Sonuç itibariyle engin tecrübeleri ile birlikte hem “samimiyet”, hem de “aile olabilme” gerçekliğini her daim ifade eden Bahri Şarlı, dün esnaf bugün ise Holding olan birçok esnafın değer verdiği yaşayan bir tarih diyebiliriz.

Ekonomi ve teknoloji arasında sıkışan Bursa Esnafı, BESOB’un onca yıldır çözemediği “Çataltepe Sanayi Bölgesi” konusunda halen daha umutsuzluğunu korurken, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve ekibinin kendilerini eleştiren gazetecilere, esnaflara ve Bursa halkına çocuk gibi küsmeyi bırakmalarının zamanı geldi diye düşünüyorum. Sonuç itibariyle önümüz bayram. Ve barışmak için illa kurban kesmeye gerek yok,  hem Bursa hem Türkiye için 19 Mayıs iyi bir fırsat diyebiliriz…

Sonuç itibariyle hepimiz iyi biliyoruz ki; Bursa, halkına küsenlerin sandıklara gömüldükleri büyük bir şehirdir. Geçmişi test etmek, sadece yeni yenilgiler ortaya çıkaracaktır. Bursa’ya değer katmak için emek verenleri bütünleştiren bir yaklaşım ile tıpkı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay gibi Bakan ağırlayan, Bakanlıklar ve Dünya ile eş zamanlı projeler gerçekleştiren bir BESOB hayalimizi gerçekleştiren bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyuyoruz. Kim bilir belki o zaman aradan 4 yıl geçmesine rağmen Ticaret Bakanı dâhil birçok Bakan, BESOB binasına gelir! Veyahut siz böyle devam edersiniz ve hem şehrin hem de esnafın tek temsilcisi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Yönetim Kurulu Üyeleri ve BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ile BTSO Meclis Üyeleri olmaya devam eder diyerek hepimize keyifli bir gün diliyorum…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.