Nuh Muaz Kapan
Köşe Yazarı
Nuh Muaz Kapan
 

Elveda Ey Şehri Ramazan: Akışın İçinde Bir Köz Arayışı

"Elveda ey şehri Ramazan..." Zamanın devranı dönüyor, hayat durmaksızın akıyor. Bizler bu devasa akışın içinde bazen irademizle yol alıyor, bazen de rüzgarın önündeki bir yaprak gibi meçhule yollanıyoruz. İşte, bir Ramazan daha bu kozmik akışın içinde nihayete eriyor. Ne yazık ki ardımıza baktığımızda, İslam coğrafyasında dinmeyen kanı, kurumayan gözyaşını ve aramızdaki nifak tohumlarının hoyratça boy verişini görüyoruz. Badireler bitmiyor, sular durulmuyor. Tam da bu kargaşanın ortasında, "oruç olmak" sadece yemeden içmeden kesilmek değil; Allah için dünyadan el çekip kendi içimize dönmek, o sessizliğin kıymetini idrak etmektir. Asıl mesele, bayramla birlikte bu ateşi söndürmek değil, o kutlu közü bir yıl boyunca kalbimizin kuytusunda diri tutabilmektir. Dijital Gürültü ve Hakikat Kaygısı Gelişen ve dönüşen çağın ortasında, artık "dijital oruç" kavramı en az mide orucu kadar hayati bir durak haline geldi. Özellikle itikaf ikliminin yaşandığı bu ayda; sanal cemiyetin illüzyonlarından ne kadar uzaklaşabildik? Gerçekle olan bağımız hangi uçurumlardan aşağı düştü? Artık her duyduğuna inanmaya teşne, teyit mekanizmasını yitirmiş, hızın esiri olmuş zihinlerle hakikati nasıl kucaklayabiliriz? Bahar, Bayram ve Erguvanın Gölgesi Şimdi bir Ramazan daha vedaya hazırlanıyor. Takvimlerin sonu bahara, gönüllerin sonu bayrama açılıyor. Belki de Emir Sultan’ın huzurunda, erguvanların o efsunlu gölgesinde karşılayacağız bu bahar havasını. Hayatın akışı, her şeyi eskittiği gibi bu mukaddes ayı da bir hasrete dönüştürerek hanemizden uğurluyor. Her yıla şahsiyetiyle, kokusuyla gelen o özel "sevda", şimdi yerini vuslat mahmurluğuna bırakıyor.
Ekleme Tarihi: 16 Mart 2026 -Pazartesi
Nuh Muaz Kapan

Elveda Ey Şehri Ramazan: Akışın İçinde Bir Köz Arayışı

"Elveda ey şehri Ramazan..."

Zamanın devranı dönüyor, hayat durmaksızın akıyor. Bizler bu devasa akışın içinde bazen irademizle yol alıyor, bazen de rüzgarın önündeki bir yaprak gibi meçhule yollanıyoruz. İşte, bir Ramazan daha bu kozmik akışın içinde nihayete eriyor.

Ne yazık ki ardımıza baktığımızda, İslam coğrafyasında dinmeyen kanı, kurumayan gözyaşını ve aramızdaki nifak tohumlarının hoyratça boy verişini görüyoruz. Badireler bitmiyor, sular durulmuyor. Tam da bu kargaşanın ortasında, "oruç olmak" sadece yemeden içmeden kesilmek değil; Allah için dünyadan el çekip kendi içimize dönmek, o sessizliğin kıymetini idrak etmektir. Asıl mesele, bayramla birlikte bu ateşi söndürmek değil, o kutlu közü bir yıl boyunca kalbimizin kuytusunda diri tutabilmektir.

Dijital Gürültü ve Hakikat Kaygısı

Gelişen ve dönüşen çağın ortasında, artık "dijital oruç" kavramı en az mide orucu kadar hayati bir durak haline geldi. Özellikle itikaf ikliminin yaşandığı bu ayda; sanal cemiyetin illüzyonlarından ne kadar uzaklaşabildik? Gerçekle olan bağımız hangi uçurumlardan aşağı düştü? Artık her duyduğuna inanmaya teşne, teyit mekanizmasını yitirmiş, hızın esiri olmuş zihinlerle hakikati nasıl kucaklayabiliriz?

Bahar, Bayram ve Erguvanın Gölgesi

Şimdi bir Ramazan daha vedaya hazırlanıyor. Takvimlerin sonu bahara, gönüllerin sonu bayrama açılıyor. Belki de Emir Sultan’ın huzurunda, erguvanların o efsunlu gölgesinde karşılayacağız bu bahar havasını. Hayatın akışı, her şeyi eskittiği gibi bu mukaddes ayı da bir hasrete dönüştürerek hanemizden uğurluyor. Her yıla şahsiyetiyle, kokusuyla gelen o özel "sevda", şimdi yerini vuslat mahmurluğuna bırakıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.