Nuh Muaz Kapan
Köşe Yazarı
Nuh Muaz Kapan
 

Bursa’nın Bir Kardeşlik Tapusu: Berkuk Kur’ân-ı Kerîmi

Bursa, sahip olduğu tarihi kimliği ve "Payitaht" unvanıyla İslam medeniyetinin en nadide emanetlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu mukaddes hazinelerin en görkemlilerinden biri olan ve Memlük Sultanı Berkuk tarafından Yıldırım Bayezid Han’a bir kardeşlik nişanesi olarak hediye edilen devasa Kur’ân-ı Kerîm, yedi asırlık sessizliğini bozarak yeniden şehir hafızasındaki yerini alıyor. 14. yüzyılın son çeyreğinde, İslam dünyasının Haçlı ittifaklarına karşı birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu sancılı bir dönemde gönderilen bu mushaf, sıradan bir hediye olmanın çok ötesinde siyasi bir dayanışma sembolüdür. Çerkes kökenli Burci hanedanının ilk hükümdarı Melikü'z-Zahir Seyfeddin el-Osmanî el-Yulbuğavi Berkuk tarafından gönderilen bu eser, iki büyük Türk-İslam devleti arasındaki sarsılmaz bağı perçinlemiş; Yıldırım Bayezid ise bu emaneti babası Sultan I. Murad’ın türbesinde okunmak üzere vakfederek ona manevi bir vazife yüklemiştir.  Sanatsal açıdan 14. yüzyıl Memlük estetiğinin karakteristik tasarımlarını ve bezeme tekniklerini günümüze taşıyan bu eser, fiziksel ihtişamıyla da görenleri hayrete düşürmektedir. Tam 30 kilogramağırlığında olan ve 57.5x82 santimetre ebatlarındaki devasa boyutlarıyla dikkat çeken Mushaf, 18 santimetrelik kalınlığıyla adeta bir abide gibi yükselmektedir. Oldukça kalın krem rengi aharlı kâğıtlar üzerine, bugün unutulmaya yüz tutmuş ancak zarafetin en üst mertebesi kabul edilen enfes bir celi muhakkak hatla kaleme alınan eserin baş ve son sayfaları altın yaldızla tezyin edilmiştir. Koyu kahverengi deri cildi ve klasik mıklep tasarımıyla bu Kur’ân-ı Kerîm, hem bir ibadet rehberi hem de İslam sanatının yaşayan bir şaheseridir. Uzun yıllar Bursa Ulu Camii’nde bir sanduka içerisinde muhafaza edilen ve 2015 yılında İnebey Yazma Eser Kütüphanesine devredilen bu nadide parça, bugün yeniden ait olduğu topraklarda halkla buluşmanın heyecanını yaşamaktadır.  Bu muazzam eserin sandukalardan çıkarılıp hak ettiği değere kavuşarak yeniden şehre kazandırılmasında, Bursa Valimiz Sayın Erol Ayyıldız’ın sergilediği vizyoner irade belirleyici olmuştur. Şehrin tarihi dokusuna ve manevi mirasın ihyasına duyduğu derin sevdayı her vesileyle kanıtlayan Bursa Valimiz Erol Ayyıldız, bu projenin her aşamasını bizzat himaye ederek Bursa’nın kültürel sermayesine paha biçilemez bir katkı sunmuştur. Sürecin ilmi ve idari zemininde ise iki kıymetli isim öne çıkmaktadır; tasavvuf tarihi ve Bursa kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınan Mustafa Kara hocamız eserin manevi derinliğini ve yedi asırlık mesajını günümüze taşırken, Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer ise eserin korunması ve sergilenmesi süreçlerindeki titiz çalışmalarıyla bu büyük vefaya ortak olmuştur. 13 Mart 2026 itibarıyla Türk İslam Eserleri Müzesi’nde ziyarete açılan Berkuk Kur’ân-ı Kerîmi, İslam birliğinin bir simgesi olarak bizlere sadece geçmişin estetik anlayışını değil, aynı zamanda geleceğe aktarılması gereken kadim bir kardeşlik mesajını fısıldamaya devam etmektedir.  Bu hikâyenin canlı tutulması, ecdadımızdan miras kalan bu kutsal metnin sadece fiziksel bir obje olarak değil, bir ruh ve şuur olarak gelecek nesillere aktarılması açısından hayati önem taşımaktadır. Yedi asır önce Sultan Berkuk’tan Yıldırım Bayezid’e uzanan o samimi el, bugün Bursa’da yeniden sıkılmakta; tarih, sanat ve iman bu muazzam eserin sayfaları arasında yeniden hayat bulmaktadır.
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2026 -Pazar
Nuh Muaz Kapan

Bursa’nın Bir Kardeşlik Tapusu: Berkuk Kur’ân-ı Kerîmi

Bursa, sahip olduğu tarihi kimliği ve "Payitaht" unvanıyla İslam medeniyetinin en nadide emanetlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu mukaddes hazinelerin en görkemlilerinden biri olan ve Memlük Sultanı Berkuk tarafından Yıldırım Bayezid Han’a bir kardeşlik nişanesi olarak hediye edilen devasa Kur’ân-ı Kerîm, yedi asırlık sessizliğini bozarak yeniden şehir hafızasındaki yerini alıyor. 14. yüzyılın son çeyreğinde, İslam dünyasının Haçlı ittifaklarına karşı birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu sancılı bir dönemde gönderilen bu mushaf, sıradan bir hediye olmanın çok ötesinde siyasi bir dayanışma sembolüdür. Çerkes kökenli Burci hanedanının ilk hükümdarı Melikü'z-Zahir Seyfeddin el-Osmanî el-Yulbuğavi Berkuk tarafından gönderilen bu eser, iki büyük Türk-İslam devleti arasındaki sarsılmaz bağı perçinlemiş; Yıldırım Bayezid ise bu emaneti babası Sultan I. Murad’ın türbesinde okunmak üzere vakfederek ona manevi bir vazife yüklemiştir. 

Sanatsal açıdan 14. yüzyıl Memlük estetiğinin karakteristik tasarımlarını ve bezeme tekniklerini günümüze taşıyan bu eser, fiziksel ihtişamıyla da görenleri hayrete düşürmektedir. Tam 30 kilogramağırlığında olan ve 57.5x82 santimetre ebatlarındaki devasa boyutlarıyla dikkat çeken Mushaf, 18 santimetrelik kalınlığıyla adeta bir abide gibi yükselmektedir. Oldukça kalın krem rengi aharlı kâğıtlar üzerine, bugün unutulmaya yüz tutmuş ancak zarafetin en üst mertebesi kabul edilen enfes bir celi muhakkak hatla kaleme alınan eserin baş ve son sayfaları altın yaldızla tezyin edilmiştir. Koyu kahverengi deri cildi ve klasik mıklep tasarımıyla bu Kur’ân-ı Kerîm, hem bir ibadet rehberi hem de İslam sanatının yaşayan bir şaheseridir. Uzun yıllar Bursa Ulu Camii’nde bir sanduka içerisinde muhafaza edilen ve 2015 yılında İnebey Yazma Eser Kütüphanesine devredilen bu nadide parça, bugün yeniden ait olduğu topraklarda halkla buluşmanın heyecanını yaşamaktadır. 

Bu muazzam eserin sandukalardan çıkarılıp hak ettiği değere kavuşarak yeniden şehre kazandırılmasında, Bursa Valimiz Sayın Erol Ayyıldız’ın sergilediği vizyoner irade belirleyici olmuştur. Şehrin tarihi dokusuna ve manevi mirasın ihyasına duyduğu derin sevdayı her vesileyle kanıtlayan Bursa Valimiz Erol Ayyıldız, bu projenin her aşamasını bizzat himaye ederek Bursa’nın kültürel sermayesine paha biçilemez bir katkı sunmuştur. Sürecin ilmi ve idari zemininde ise iki kıymetli isim öne çıkmaktadır; tasavvuf tarihi ve Bursa kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınan Mustafa Kara hocamız eserin manevi derinliğini ve yedi asırlık mesajını günümüze taşırken, Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer ise eserin korunması ve sergilenmesi süreçlerindeki titiz çalışmalarıyla bu büyük vefaya ortak olmuştur. 13 Mart 2026 itibarıyla Türk İslam Eserleri Müzesi’nde ziyarete açılan Berkuk Kur’ân-ı Kerîmi, İslam birliğinin bir simgesi olarak bizlere sadece geçmişin estetik anlayışını değil, aynı zamanda geleceğe aktarılması gereken kadim bir kardeşlik mesajını fısıldamaya devam etmektedir. 

Bu hikâyenin canlı tutulması, ecdadımızdan miras kalan bu kutsal metnin sadece fiziksel bir obje olarak değil, bir ruh ve şuur olarak gelecek nesillere aktarılması açısından hayati önem taşımaktadır. Yedi asır önce Sultan Berkuk’tan Yıldırım Bayezid’e uzanan o samimi el, bugün Bursa’da yeniden sıkılmakta; tarih, sanat ve iman bu muazzam eserin sayfaları arasında yeniden hayat bulmaktadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.