Uzun soluklu ve nefes nefese bırakan yazılarımdan biri ile daha merhaba diyorum. Türkiye’nin hem astrolojik olarak hem de tarihsel anlamda bir dönüm noktasında olduğunu kabul etmeliyiz. Dünya’nın nefesini tuttuğu bu günlerde Dünya Liderleri; “Dünya Beş’ten büyüktür” diye haykıran Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Ankara’da buluşuyor.
Elbette şehirler gibi insanlarda yaş alır. Ve insanlar gibi devletler de aldıkları yaşlar ile kabul görür ve tecrübeleri ile sınanırlar. Türkiye için büyük bir tecrübe sınavının verileceği bir sürecin tam ortasında ve hemen öncesinde NATO Zirvesini, Bursa’yı, BTSO seçimlerini ve daha fazlasını sizlerle buluşturmak istiyorum. Kabul etmeliyiz ki; NATO Zirvesi’nin görünmeyen ve en hassas noktasında “devlet kaymaz Ömer bey” ifadesi ile tanıdığımız Ankara Valisi Yakup Canbolat var. Devlet hassasiyetini kişisel her türlü nefsi duygunun önüne koyarak başarılı görevler üstlenen Vali Yakup Canbolat, Dünya’yı ağırlamak için tüm Bakanlıklar ile koordine bir şekilde gece gündüz Ankara Valiliği’ne bağlı her bir kadro ile durmaksızın çalışıyor. Elbette bir yanda Vali Yakup Canbolat gibi güçlü idareciler öte tarafta ise sosyal medya fenomeni olmak için birbirini alt üst eden kamu idarecileri arasında Türkiye’de, İçişleri açısından önemli bir sabır ve imtihan sürecinden geçiliyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in atak hamlelerle kurumsal altyapıyı hızla değiştiren dinamik aksiyonları aksine sabırla İçişleri Bakanlığı görevini yürüten Mustafa Çiftçi’in Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in Ardahan Valisi üzerinden sosyal medyaya düşen eleştirisini görmezden gelmek imkânsız. Devlet ciddiyetinin en üst düzeyde görülmesi gereken bir noktada yaşanan ciddiyetsizlikler artık hem vatandaşın hem de kurumsal altyapının sabrını zorluyor. Elbette Vali Yardımcısı ve Kaymakam atamaları ile son dönemde adı çokça gündeme gelen İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürü Mehmet Gökhan Zengin’in tecrübesizliğini de görmezden gelemeyiz. Bursa gibi Ankara gibi İstanbul ve İzmir gibi yerlerde Vali Yardımcısı ve Kaymakamlık yapmayan ve daha ötesinde meslek büyüğü tabirine pek önem vermeyen isimlerden biri olarak teşkilatta nam salan bir Personel Genel Müdürü atarsanız, hem siyasetin hem de medya ve vatandaşın hedefinde olan bir İçişleri Bakanlığı ve iktidar ile yüzleşirsiniz…
Türkiye ve Dünya dört gözle NATO Zirvesi’ni beklerken, son gerçekleşen Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar Kararnamesi bize gösterdi ki; İçişleri Bakanlığı taşradan uzak Ankara’dan masa başından yürütülen bir kurum haline dönüşmüş. Ki; yıllardır hızlı tren ile Ankara’yı buluşturamayan siyasi iktidarın artık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile halk arasında kurduğu perdeyi kaldırmanın vaktinin geldiğini bu vesileler ile görmüş oluyoruz… Ve yine İçişleri Bakanlığı’na atıfta bulunurken İçişleri Bakanının önüne geçerek bir Bakan Yardımcısının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini de ayrıca kurumsal otorite adına çok ciddi bir biçimde değerlendirmek zorundayız. İçişleri Bakanlığında, iç işleri fazlası ile karışık galiba…
Dünya’yı yöneten Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir liderin NATO Zirvesi sonrası yüzünü tamamen Türkiye’ye ve Anadolu’ya dönmesi ve en başta büyük şehirler olmak üzere halk ile buluştuğu güçlü saha çalışmaları yapması elzem. Ki; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Yolu Festivali’nin Bursa yansımalarında gördük ki; festivalin ne şehirlerimize ne de esnafımıza ve medyamıza bir artı değer kattığı yok. Bakanlık bütçeleri kendince Ankara’da birilerine veriyor, sanatçılar sahnede coşkuyu ile coşturuyor, medya Bakanlık ve Valilik üzerinden gelen haberi direkt geçiyor ve geriye kalan tüm yükü Bursa’nın polisi, yerel yönetimleri ve medyası çekiyor. Ve sonra diyoruz ki; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy çok başarılı! Peki; neden böyle büyük bir festivalin açılışına ne Bakan, ne Bakan Yardımcısı gelmedi? Bursa mı çok küçük yoksa Bursa’yı çok küçük mü görmeye başladınız? Ve hatta neden hiçbir Milletvekili, Kültür Yolu Festivali’nden paylaşım yapmadı? Bursa’dan Ankara’ya durumlar böyle Sayın Erdoğan…
Ve yine Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçim sürecinde görmekteyiz ki; esnaf uzun yıllar sonra BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ı kendi arasında görmekten ziyadesiyle memnun. Ki; BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın ulaşılmaz kimliğinin bu seçim süreci ile birlikte sahada kaybolduğunu görmek, sokaklarda duyduğumuz BTSO Meclis Üyelerinde ciddi bir değişim sesinin görseli oldu diyebiliriz. Demek ki; BTSO’da tehlike çanları çalıyor!
Evet, tıpkı BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit gibi BTSO Başkanı İbrahim Burkay’da üyelerinden çok uzakta ultra lüks bir otelde belli bir kesim BTSO Üyesi ile buluştu. Peki, 60 bin üyenin kaç tanesi oradaydı? Kaç bin üyenin BTSO’ya borcu var? BTSO firması kaç yüz veya bin üye 2024, 2025 ve 2026 yıllarında battı veya konkordato imzaladı? BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve BTSO Meclis Üyeleri neden Ankara’yı faizsiz Vergi ve SGK borç yapılandırması için ikna edemedi? BTSO hem Ankara hem Bursa siyasetinde eski gücünde değil mi?
İşte tamda burada BTSO Başkan Adayı ve Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı’ya gözleri çeviriyoruz. Hem BTSO Başkan Adayı olmak hem de Bursa Ticaret Borsası Başkanı olarak sürece devam etmek! Bu durum BTSO üyeleri arasında aidiyet açısından ciddi soru işaretleri oluşmasına neden oluyor. Özer Matlı’nın BTSO Başkan Adaylığı’nda samimi olduğunu açıkça ortaya koyması açısından Bursa Ticaret Borsası Başkanlığı’ndan ayrılması gerektiğine inananların ve bunu ifade edenlerin sayısı çok yüksek…
Bursa’nın hem sanayi, hem tarım, hem turizm hem de ticaret başta olmak üzere tüm sektörlerde güçlenmesi gerektiğine hepimiz inanıyoruz. Ama neden BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı; “Bursa esnafı ve iş dünyası çok zor durumda” gerçeğini net ifadeler ile Ankara’ya haykıramıyorlar?
Türkiye; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın alternatifsiz tek lider olduğu gerçeğini NATO Zirvesi’nin Ankara’da olması hasebiyle bir kere daha kabul ederken, geciken Valiler Kararnamesi ve toplumda pozitif karşılık bulmayan Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar Kararnameleri ile test ediyor.
Bursa’nın BTSO seçimlerine yöneldiği bir dönemde herkes BTSO Başkanı kim olacak sorusunu birbirine sorarken, ben bir başka soruyu gündeme taşımak istiyorum; BTSO’da hangi komite üyesi olduğunuzu ve sizi hangi Meclis Üyesinin temsil ettiğini biliyor musunuz? BTSO Meclis Üyeleri seçimden seçime sizi ziyaret etmek ve yine size 4 yılda bir defa toplu olarak yemek ısmarlamak dışında BTSO’da Bursa ve sektörünüz için ne yaptılar? Şimdi demek istiyorum ki; Bursa, BTSO Başkanını değil aksine BTSO Meclis Üyelerini seçiyor! Onlarda BTSO Başkanını seçecek… Ve Bursalılar halen daha hangi BTSO Meclis Üyesi Adayı’nın hangi BTSO Başkan Adayını desteklediğini bilmiyor! Neden? Sizce bu doğru ve şeffaf yönetim anlayışı ile ne kadar uyumlu… İşte bizim bugün BTSO Başkan Adayları ve projelerinden önce BTSO Meclis Üyesi Adaylarını tanımamız, taraflarını açıkça bilmemiz ve sektörel anlamda üyelere, projelerine dair net ifadeler içeren 4 yıllık çalışma programlarını bilmemiz gerekiyor diyerek hepinize bereketli bir gün diliyorum…
