Önceki gün tepemizde sabahın ilk saatlerinden akşama kadar uçan helikopterin sesi arasında duyduğumuz hususlardan birisi de Bilal Erdoğan’ın Bursa’ya geldiği idi. Bursa’nın artık siyaset üstü gündemlere yoğunlaşması ve Türkiye’nin yeni evrildiği süreci doğru okuması gerekmektedir. Tekstil sanayicilerinin yönettiği Bursa’da, tekstil sektörünün kalbi Vişne Caddesi’nde yaşanan iflaslar, kiralık yazan dükkânlar ve Mısır’a kayan sektörün düştüğü kötü duruma ve siyaseti yönetenlerin ticari sektörlerine baktığımızda beni daha iyi anlayacağınızı ümit ediyorum…
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “yeni TOBB Nefes Kredisi” sloganı ile sosyal medyalarında kredi tutarının 25 Milyar TL’den 50 Milyar TL’ye yükseldiğini ifade etmesi Türkiye iş dünyasının borç hacminin ne kadar büyüdüğünü göstermesi açısından önemli bir veridir. Ki; TOBB Nefes Kredileri başta Halkbank ve Vakıfbank olmak üzere ağırlıklı olarak kamu bankaları tanımlı olup kredi durumu iyi hatta çok iyi müşterilere kredi verilmektedir. Özel Bankalarında durumu aynıdır. Krediler; Banka Müdürleri’nin eş, dost ve tanıdıklarına dağıtılmaktadır. Bu iddia ve ifadelerimin tamamını iş dünyasından doğrulayabilirsiniz.
Gelinen noktada görmekteyiz ki; Türkiye ve ülke siyaseti daha iyiye gitme özgüvenini yitirmiştir! Vatandaş, toplum ve kanaat önderlerinin sessizce kulaktan kulağa fısıldadıkları “değişim” kavramı ile olası ilk seçimde yerel seçimlerde olduğu gibi iktidar aleyhine “sandığa gitme seçime dâhil olma” propagandası üzerinden işlemektedir. Kaos uzak değil!
Türkiye’yi yönetebilme kapasitesi olduğunu düşündüğüm Bilal Erdoğan gibi bir ismi sadece AK Parti Milletvekilleri ve yöneticileri ile buluşturarak TÜGVA gibi bir kurumu ve Bilal Erdoğan’ı nasıl yüzde 50+1 oranında güçlü tutabilirsiniz ki? Kurumsallaşma sorunu yaşayan iktidarın kurumlarda kaybettiği yönetim gücünün tek nedeni elbette kamu çalışanlarının maaş ve özlük haklarındaki kötüye gidiş olmadığının hepimiz farkındayız. Sokak ötesinde kamu kurum ve kuruluşlarının da patlamaya hazır bir bomba olduğunu ve sızan onlarca bilgi, belge ve görüntünün yakın gelecekte yaratacağı tahribatın farkında mıyız? Tehlike çok büyük!
Tüm bu gerçekler ışığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ısrarla gelmediği veya getirilemediği Bursa’da, işsizlik oranlarının yılsonu itibariyle artacağına dair beklentiler yükselmektedir. Oda ve Borsa seçimlerinin yaklaşması ile iktidar aleyhine değişen dengelerin Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa Ticaret Borsası, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odalar Birliği ile bağlı odalarda yüzde 50 oranının üzerinde değişim sinyali verdiğini görmezden gelemeyiz. Türkiye’de siyasetin yörüngesi İslami siyasetten çok öteye kaymış durumda! Gelinen noktada görmekteyiz ki; fakirleşen halkın zenginlere olan olumsuz bakış açısı yükselmekte ve bu durum zenginler için güvensiz sosyal alanlar oluştururken, fakirler için daha olumsuz süreçler başlatmıştır. Orta kesimin kalmadığı Türkiye’de; 2 kişilik kamu çalışanı bir ailenin ortak toplam aylık gelirinin 100 bin TL olması bile sosyal refahları için yeterli veyahut tatmin edici kabul edilmemektedir. Ortak toplam aylık giderleri ne kadardır?
Bursa’nın veri analizini değerlendirdiğimizde; Osmangazi ilçesinin Çarşamba, Altıparmak, Heykel, Çekirge, Merinos, Yeşil olarak tabir edilen yaklaşık 25 mahallesindeki demografik değişimi incelediğimizde yurt dışı konut alımlarının yüksek olduğunu görmekteyiz. Her geçen gün yabancılaşan Bursa’nın, Türk ve İslami değerlere yönelik etkilerinin hızla azaldığın gözlemlerken, yerel yönetimlerin ciddi ekonomik sıkıntılar içerisinde olduklarını ve özellikle iktidar belediyelerinin yaşadıkları parti içi ve yönetimsel çıkmazları görmezden gelemeyiz.
İşte tüm bu siyaset merkezli sorunların ışığında çözüm karanlıklar içerisinde kilitli kalmıştır. Türkiye’nin itibar endeksi en yüksek şehirlerinden olan Bursa’nın ekonomik, sosyal, dijital ve küresel gündemlerini okuması şarttır. Aylarca su krizi yaşayan Bursa’da, Kasım ayı gelmesine rağmen mevsim yağmurlarının yağmamasını sadece ilahi bir terbiye olarak değerlendirebilir miyiz? Sahi Bursa’nın itibar endeksi değerlendirildiğinde sıralamadaki yeri nedir?
Hava kirliliği başta olmak üzere olası bir deprem veyahut sel afetinde Bursa’da kaç bin bina yıkılacağını, kaç bin insan öleceğini hesaplamak için belediyelerin son dönemde aldıkları ceset torbalarına dair verileri okumak tatmin edici olabilir mi? Mezarlıklar neden pahalı?
Bursa’nın siyaset üstü gündemleri gerçeği olduğu aşikârken neden ısrarla şehir, üç beş adamın elinde sağdan sola, soldan sağa savrulmaktadır! Bürokrasinin siyasete esir düştüğü, iş dünyasının siyasetin elinde oyuncak olduğu Bursa’da; sosyoekonomik kriz ötesinde gündemler ve kaçırılan çok değerli fırsatlar vardır. Bursa esnafının ve iş dünyasının aşikâre şikâyetçi olduğu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, İstanbul için Dünya Bankası’ndan kredi alması Türkiye’nin yeniden IMF kredilerine teslim edilmesi değil midir? Ve yine 21 Şehit verilen Türkiye’de, sebebi ne olursa olsun Milli Savunma Bakanı’nın istifa etmemesi ne kadar kabullenilebilir bir durumdur! Bursa için deprem kredisi neden alınmadı?
Bursa’nın kalbinde üretim yapan, Bursa’nın suyunu ve enerjisi ile kalifiye insan gücünü kullanan firmaların İstanbul vergi dairelerine kayıtlı olduğu bir ülkede, Matbaacılar ve Kırtasiyeciler Esnaf Odası’nın İstanbul’a açtığı hegomanya zaferini nasıl görmezden gelebiliriz. Bursa’da, siyaset ötesindeki herkesin kabuğunu kırdığını görmekteyiz. İşte bu derin ve tehlikeli kırıklar çok yakında gerçekleşecek ulusal boyutta bir toplumsal depremin öncü işaretleridir! 15 Temmuz sürecinden daha tehlikeli olan bu bölünmenin yaratacağı sinyalleri Bursaspor taraftarının Türkiye Bulgaristan Milli maçı sloganlarından da okuyabiliriz. Bursa; iktidara siyaset üstü mesajlarını 50 bin kişi tek yürek verirken, şehrin siyaseti dikkate aldığını veyahut şehri siyasilerin yönettiğini ifade etmek pek akıl işi değildir!
Keza; Bursa’da ki siyasi partilerin parti ayrımı yapmaksızın İl ve İlçe Başkanları ile yönetimlerini analiz ettiğimizde görmekteyiz ki, çoğunluğu hali vakti yerinde olan insanlardır ve ticaretlerini siyaset üstü ilişkiler ile rakiplerini de kapsayacak şekilde sürdürmektedirler. Bursa’da gündem siyasetin ötesine geçmiştir. Ve Bursa’nın gündemi artık sadece ekonomi, işsizlik, deprem, sanayi bölgelerinin yoğunluğu, geçim sıkıntısı, hava kirliliği, trafik keşmekeşi, Ankara’dan alınamayan yatırımlar, gelmeyen hızlı tren, bitmeyen hastaneler ve sokağa inmeyen Milletvekilleri ile Belediye Başkanları değildir… Peki, gündem nedir?
Siyasetin muhalefet cephesi kendi içerisinde kendi adamları ile halı sahalarda tek kale maç yaparken iktidar cephesi, liderleri gelmese bile liderlerinin oğullarını kendi kendilerine ağırlarken şehre dair çok fazla pozitif beklenti içerisinde olmamız beklenemez, beklenmemelidir. Toplum; evine kapanmamakta aksine sokağa çıkmaya hazırlanmaktadır!
Kurumsallaşamayan ve kurumsallaşamamaktan şikâyetçi olan Bursa’nın, Ankara fırsatları kaçmış mıdır? İstanbul’da söz hakkı kalmamış mıdır? Şöyle ki; en güçlü enerji kullanımına sahip şehirlerden olan Bursa’da; elektrik şirketini bile İngilizler yönetirken, Bursa’nın yüzyıl ileriye gittiğini iddia etmek doğru değildir. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Bursa’da elektrik ve enerji sektörünün Fransızlar elinde olduğunu düşünürsek eğer yüzyıllık bir döngüde Türkiye’nin başladığı yere geri geldiğini ifade edersek suçlu mu oluruz? Kendi kullanacağı elektriği üretemeyen ve satın alamayan bir ekonomi kitlesinin ülkeyi yönetmesi ve yine ülkeye enerji vermesi beklenebilir mi? Siyaset üstü düşünmek şart…
