Türkiye’nin NATO Zirvesi sonrası kenetlendiği tek gerçeklik “ekonomi” diyebiliriz. Uzun yıllardır süre gelen “ekonomik kriz” nedeniyle Türkiye’nin her şehrinde, ilçesinde ve kasabası ile köyünde güç ve güven kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi 28. Dönem Milletvekilleri ile Cumhur İttifakı Kabinesini görünen o ki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü vizyonu da kurtaramayacak! Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son 3 yıllık hantallaşan yapısı ve sokaklardan çekilmesi sonrasında “biz” değil “ben” merkezli siyaseti ile gelişen “alternatifsiz iktidar rahatlığı”, sokak olaylarında bireysel suç vakalarının artmasına yol açtı. Son dönemde ekonomik sorunlar kaynaklı artan cinayetler, intiharlar ve iflaslar ile birlikte yaşanan boşanmalar, ülkede aile ve toplum kavramının tamamen tartışılmasına yol açtı. Esnaf ve iş dünyasının yüksek trafik ve işletme cezaları, icralar, ağır Vergi ve SGK prim borçları altında ezildiği Türkiye’de; Esnaf ve Sanatkârlar Oda Başkanları esnafın sesi olamazken, ülke Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine odaklandı…
Bursa iş dünyasının kalbi olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası BTSO bilindiği üzere sadece bir oda değil, şehrin ekonomik rotasını belirleyen devasa bir organizasyon. BTSO seçimleri sürecinde bugün, üyelerin artan beklentileri ve değişen küresel ekonomi karşısında BTSO’nun geleceğini ve kritik bir dönemeçten geçmekte olan Bursa’yı köşemize taşımayı uygun gördüm.
Üyeler bürokrasi değil destek bekliyor!
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri ve esnaflar için “finansmana erişim” en temel sorun olmaya devam ediyor! İş dünyası, aidat yüklerinin ötesinde; yüksek operasyonel maliyetlerin azaltılması, dijitalleşme süreçlerinde daha somut destekler ve dış ticaret süreçlerinde hızlandırılmış bürokrasi talep ederken, haksız değil. KOBİ olarak değerlendirdiğimiz Esnafın ise özellikle “yerel pazarlara erişim” ve “KOBİ ölçeğinde devlet teşviklerinden daha adil yararlanma” konusunda ciddi beklentileri mevcut. Üyeler, "tek durak" hizmet modeliyle işlerini kolaylaştıracak bir oda yönetimi bekliyor. Ancak özellikle KGF kredileri olmak üzere birçok finansman konusunda Bursa’da, BTSO yönetiminin uzun yıllardır özellikle küçük esnafın yükünü almadığı bilinen bir gerçek.
Ticaret kesiminin önemli sorunlarına bir türlü çözüm üretemeyen BTSO yönetiminin şehir içi atölyeler konusunda AK Parti’nin uzun yıllardır tek parti Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bile çözüm üretememiş olması herkesin tepkisini çekmeye devam ediyor. Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı, Çarşamba bölgesi, Yavuzselim – Arabayatağı bölgesi, Bağlarbaşı-Hamitler- Yunuseli bölgelerinde ki dağınık sanayi merkezli çarpık kentleşme ile ilgili de şehir çözüm bekliyor. Bu hususlar başta olmak üzere kent geneline çözüm üretemeyen BTSO yönetiminin ısrarla uydu kentler ve TEKNOSAB gibi sadece belli bir kesime yarayan projelere odaklanması, BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve yönetiminin sahada karşılaştığı önemli sorular ve sorunlar olarak kayıtlara geçiyor.
Ve elbette BTSO seçimleri yaklaşırken borçlu üye sayısını açıklamaktan çekinen BTSO yönetimini bekleyen en büyük tehdit, ayrışma!
Evet, ısrarla BTSO’nun borçlu üyelerini açıklamayan ancak buna rağmen sahada boy gösteren BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve Yönetim Kurulu’nun en büyük sınavı “BTSO Meclis Üyeleri” diyebiliriz. Görmekteyiz ki; tıpkı Cumhur İttifakı Milletvekilleri gibi BTSO Meclis Üyeleri de saha da vatandaş, esnaf ve iş dünyası ile buluşmaktan çekince duyuyorlar. İş dünyası ve esnafın hem siyasete hem de BTSO yönetimine olan tepkileri, krizlerde susan ve ortada görünmeyen Milletvekilleri ve BTSO Başkanı ile yönetimi için en kritik sınav diyebiliriz!
BTSO ayrışmalı mı yoksa birleşmeli mi?
Kişisel görüşüm her ne kadar Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın yekvücut kalmasından yana olması yönünde olsa bile özellikle son dönemde BTSO Yönetiminin hem Ankara’da hem şehir içerisinde ticaretin güç kazanması adına soyut kalmasından ötürü değişmeye başladı diyebilirim. Düşünsenize; BTSO’nun medya ile ilgili 49 ve 58 nolu komiteleri bile çok uzun yıllardan beri sektöre dair hiçbir somut adım atamazlarken, BTSO, kendi üyesi olan firmaların bile reklam ve medya iş gücü konusunda Bursa medyasından daha etkili yararlanması konusunda on yıldan fazla bir süredir somut hiçbir adım atmadı! Ve yine eğitim başta olmak üzere birçok sektör Vergi ve SGK borçları nedeniyle icralık!
Bakanları sadece Meclis Üyeleri ile buluşturan BTSO Başkan ve Yönetim Kurulu’nun son lüks otel basın lansmanı bir kere daha gösterdi ki; mevcut BTSO Yönetimi ve BTSO Meclisi sokak değil, salon siyaseti üretmenin ötesine geçemiyor…
İşte böyle net gerçeklikler ışığında BTSO’nun “Ticaret ve Sanayi Odası” olarak ayrılması konusu, Bursa’nın stratejik esnekliği için tartışılabilir bir başlık olarak karşımıza çıkıyor. BTSO’nun ayrışmasının artılarını ve eksiklerini değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; ayrışma halinde pozitif anlamda “Bursa Ticaret Odası” yerel esnafın ve hizmet sektörünün sorunlarına daha hızlı eğilebilir. Sanayi odaklı bir oda yani “Bursa Sanayi Odası” üretim teknolojileri ve ihracat teşviklerinde çok daha niş ve etkili politikalar geliştirebilir. Ve yine bu ayrışmanın negatif yanlarını yani eksilerini de değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; BTSO’nun o meşhur “güç birliği ve lobicilik gücünün parçalanması” en büyük risk olarak önümüze çıkıyor. Bursa gibi bir üretim merkezinde, ticaret ve sanayinin iç içe geçtiği ve tedarik zinciri entegrasyonunun güçlü olduğu bir yapıda, "ayrışma" operasyonel maliyetleri artırabilir ve şehrin Ankara başta olmak üzere ulusal ve küresel dinamikler nezdindeki temsil gücünü her açıdan zayıflatabilir.
İşte bu sebeple Bursa Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri her iki denklemi çok iyi değerlendirmelidir. 60 binden fazla üyesi ve 74 farklı komitesi ile BTSO; Türkiye’nin en büyük üretim, ekonomi ve istihdam gücü olarak bu seçimi çok doğru değerlendirerek, “Güçlü Bursa” ve “Güçlü Türkiye” mottosuna değer katacak somut kararlar ile yola kavgasız ve gürültüsüz bir şekilde seçilecek Başkan ve Yönetimi ile devam etmeyi kendisine öncelikli olarak şiar edinmelidir…
Burkay mı? Matlı mı?
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde mevcut Başkan İbrahim Burkay, "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" vizyonuyla kurumsal hafızayı temsil ederken en güçlü yönü; “TEKNOSAB” gibi dev projelerdeki kararlılığı ve küresel ağlardaki etkinliği diyebiliriz. Ve yine BTSO Başkanı ve Adayı İbrahim Burkay ile yönetiminin en zayıf yanı ise; büyük ölçekli sanayiye odaklanırken, mikro ve orta ölçekli işletmeler olarak nitelendirilen KOBİ üyelerinin "sesini duyurmakta zorlandığı" ve yine “KOBİ ve ticaret mensubu üyeleri her anlamda ihmal ettiği” yönündeki eleştirilerdir. Ki; İbrahim Burkay ve ekibinin bu eleştirileri seçim sürecinde pozitif projeler ve güçlü ziyaretler ile aşmak için büyük efor harcadığını sahada gözlemliyoruz.
Bursa Ticaret Borsası Başkanı ve BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası'ndaki sessiz başarıları ve Bursaspor’a gerçekleştirdiği rekor destekler ile öne çıkıyor. Özet Matlı’nın en güçlü yönü; sahadaki "esnaf ve tüccar" ile kurduğu doğrudan temas ve değişim söyleminin yarattığı heyecan olurken en zayıf yanı ise; sanayi devlerinin olduğu BTSO gibi bir arenada, büyük sanayiciyi ikna edebilecek ekonomik vizyonunu henüz detaylandırmamış olması, projelerini açıklamaması ve Bursa basını ile olan iletişimini halen daha kuramamış olması diyebiliriz.
Burkay ve Matlı dışında üçüncü aday mümkün mü?
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde üçüncü bir adayın ortaya çıkması, seçimin dengelerini tamamen değiştirecek ve "gri alan" olarak nitelendirdiğimiz “kararsız oyları” belirleyici kılacaktır. Elbette böyle bir süreçte mevcut iki bloklu yapıda, üçüncü adayın kazanması için sadece bir ismin öne çıkması ile değil, "uzlaşıcı ve kuşatıcı bir vizyon" ile ortaya çıkacak veya ortaya çıkarılacak bir Başkan ve ekibi ile mümkün olacaktır. Bursa iş dünyasında bu potansiyele sahip, yönetim tecrübesiyle öne çıkan ve sahada dillendirilen isimler arasında; Celal Gökçen, Muharrem Yılmaz veya sektöründe vizyonerliği ile bilinen Ali İhsan Yeşilova gibi isimler, hem sanayiciyi hem de tüccarı birleştirebilecek, ağırlığı olan profiller olarak değerlendirilirken, dördüncü bir adayın öne çıkması ihtimalini de Bursa asla unutmamalıdır. Ve bu dördüncü BTSO Başkan Adayı’nın kadın olması kimseyi şaşırtmamalıdır diyerek keyifli bir Pazar günü diliyorum…
