Ömer Küçükkaya
Köşe Yazarı
Ömer Küçükkaya
 

Bursa ve Türkiye için…

Türkiye’nin acı ile dolu yaşadığı son 48 saat bize gösterdi ki; “acının siyaseti olmaz.” Hem şehrimizin hem de ülkemizin bekası için tüm sorunları aşarak çözümün bir parçası olmak adına kişisel ve kurumsal husumetlerden acilen uzaklaşmamız gereken bir dönemdeyiz. Sokakta, aile içerisinde ve son olarak okullarda yaşanan şiddet olayları gösterdi ki, toplumsal olarak bir yerlerde çok büyük hatalar yaptık. Konuyu siyaset malzemesi yaparak değil aksine ortak akıl ile ve her birlikte sağduyu ile çözüme ulaştırmak zorundayız. Bugün hem Bursa hem de Türkiye için ortak aklı, vicdanı, merhameti ve sağduyuyu ön plana çıkarmamız gereken bir gündeyiz. Bugün sorunların ötesine geçerek çözümleri, ayrışmanın ötesine geçerek birlikte hareket etmeyi, bölünmenin yerine bütünleşmeyi konuşmalı ve hatta başarmalıyız…   Acının, gözyaşının ve savaşların gölgesinde geçen 10 yıllar içerisinde gençliğimizden bir şey anladık diyemeyiz. Peki, ya ihtiyarlığımızdan da bir şeyler anlamayacak mıyız? Açlık, sefalet, yokluk, iktidar kavgaları ve daha nice ayrışma ile yok olan ülkelerin yarattığı kaosların ve savaşların alevleri arasında aşırı göç dalgaları ve kontrolsüz dijitalleşme ile yeni sosyal çevrenin yarattığı yıkımlar eşliğinde toplumsal erozyona maruz kaldığımızı kabul etmeliyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz. Hadisenin hassasiyetine binaen başta basın mensuplarımız olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden gerekli özeni göstermelerini rica ediyorum” çağrısına uyarak yeni bir toplumsal birlikteliğin kapısını aramaya mecburuz. Türkiye’nin yarınları olan çocuklarımızı 40 yıl teröre kurban verdik. “Terörsüz Türkiye” hamlesi ile barışın ve bereketin yeniden ülke topraklarında ve toplumda hâkim olmasını temenni ettiğimiz bir dönemde Irak, Suriye, Libya ve Mısır gibi yakın komşularımızın savaşlarının acılarını göğüslerken hemen sınırlarımızda cereyan eden İran, İsrail ve ABD savaşı ile yeni bir kaotik dönem ile yüzleştik. Bir yanda Ege’de ki komşumuz Yunanistan üzerinden öte yandan İsrail hükümetinin toplumsal vicdandan uzak hasmane söylemleri ile boğuşurken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizden birer gün ara ile gelen acı haberler elbette hepimizde üzüntü, acı, keder ve kaygı yarattı. Okullarımızın daha güvenli olabilmesi için öncelikle velilerimizin okullar ile iletişimlerini güçlendirmesi, okul - aile ve öğrenci arasındaki güçlü bağların yeniden tesis edilmesi, dijital platformlardan yönelen tehdit ve tehlikelere karşı aile ve okul işbirliğinde güçlü adımlar atmamız gereken bir dönemdeyiz. Toplumsal sorunları hep birlikte çözebiliriz… Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin; “asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır” cümlesine dikkatleri çekmek gerekiyor. Sosyal çevre kaynaklı yaşanan dejenerasyonların okullara ve ailelere taşıdığı öfke, şiddet ve vurdumduymazlık ile mücadeleyi sadece birey veya aile olarak sürdürmemiz mümkün değil! Değer erozyonunun önüne geçerek, kültürel ve toplumsal değerleri yeniden ve karşılıklı olarak pozitif uygulamalar ile hızla ve hep birlikte bir olarak topluma aşılamaya mecburuz. Bursa ve Türkiye için tüm gündelik kavgalara, siyasi hamlelere, bireysel ve kurumsal husumetlere hızla ara vermeli hatta bunları bitirmeliyiz. Toplumsal birlikteliğin tesisi ve sağduyunun yayılması için yeniden kadim medeniyet ahlakı ile affetmeyi bilerek ve toplumun tüm uçları ile kucaklaşarak bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan devlete bir olmalıyız. Dünün çocukları, bugünün gençleri, yarının ihtiyarları olan bir nesil olarak daha güçlü, sağlıklı ve sağduyulu çocuklar yetiştirebiliriz. Biz, yaşanmış tüm acılara rağmen toplumumuzu sevgi ve saygı ile onlarca hatta yüzlerce yıl ayakta tutmuş bir milletiz…
Ekleme Tarihi: 16 Nisan 2026 -Perşembe
Ömer Küçükkaya

Bursa ve Türkiye için…

Türkiye’nin acı ile dolu yaşadığı son 48 saat bize gösterdi ki; “acının siyaseti olmaz.” Hem şehrimizin hem de ülkemizin bekası için tüm sorunları aşarak çözümün bir parçası olmak adına kişisel ve kurumsal husumetlerden acilen uzaklaşmamız gereken bir dönemdeyiz. Sokakta, aile içerisinde ve son olarak okullarda yaşanan şiddet olayları gösterdi ki, toplumsal olarak bir yerlerde çok büyük hatalar yaptık. Konuyu siyaset malzemesi yaparak değil aksine ortak akıl ile ve her birlikte sağduyu ile çözüme ulaştırmak zorundayız. Bugün hem Bursa hem de Türkiye için ortak aklı, vicdanı, merhameti ve sağduyuyu ön plana çıkarmamız gereken bir gündeyiz. Bugün sorunların ötesine geçerek çözümleri, ayrışmanın ötesine geçerek birlikte hareket etmeyi, bölünmenin yerine bütünleşmeyi konuşmalı ve hatta başarmalıyız…  

Acının, gözyaşının ve savaşların gölgesinde geçen 10 yıllar içerisinde gençliğimizden bir şey anladık diyemeyiz. Peki, ya ihtiyarlığımızdan da bir şeyler anlamayacak mıyız? Açlık, sefalet, yokluk, iktidar kavgaları ve daha nice ayrışma ile yok olan ülkelerin yarattığı kaosların ve savaşların alevleri arasında aşırı göç dalgaları ve kontrolsüz dijitalleşme ile yeni sosyal çevrenin yarattığı yıkımlar eşliğinde toplumsal erozyona maruz kaldığımızı kabul etmeliyiz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz. Hadisenin hassasiyetine binaen başta basın mensuplarımız olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden gerekli özeni göstermelerini rica ediyorum” çağrısına uyarak yeni bir toplumsal birlikteliğin kapısını aramaya mecburuz. Türkiye’nin yarınları olan çocuklarımızı 40 yıl teröre kurban verdik. “Terörsüz Türkiye” hamlesi ile barışın ve bereketin yeniden ülke topraklarında ve toplumda hâkim olmasını temenni ettiğimiz bir dönemde Irak, Suriye, Libya ve Mısır gibi yakın komşularımızın savaşlarının acılarını göğüslerken hemen sınırlarımızda cereyan eden İran, İsrail ve ABD savaşı ile yeni bir kaotik dönem ile yüzleştik. Bir yanda Ege’de ki komşumuz Yunanistan üzerinden öte yandan İsrail hükümetinin toplumsal vicdandan uzak hasmane söylemleri ile boğuşurken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizden birer gün ara ile gelen acı haberler elbette hepimizde üzüntü, acı, keder ve kaygı yarattı.

Okullarımızın daha güvenli olabilmesi için öncelikle velilerimizin okullar ile iletişimlerini güçlendirmesi, okul - aile ve öğrenci arasındaki güçlü bağların yeniden tesis edilmesi, dijital platformlardan yönelen tehdit ve tehlikelere karşı aile ve okul işbirliğinde güçlü adımlar atmamız gereken bir dönemdeyiz. Toplumsal sorunları hep birlikte çözebiliriz…

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin; “asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır” cümlesine dikkatleri çekmek gerekiyor. Sosyal çevre kaynaklı yaşanan dejenerasyonların okullara ve ailelere taşıdığı öfke, şiddet ve vurdumduymazlık ile mücadeleyi sadece birey veya aile olarak sürdürmemiz mümkün değil! Değer erozyonunun önüne geçerek, kültürel ve toplumsal değerleri yeniden ve karşılıklı olarak pozitif uygulamalar ile hızla ve hep birlikte bir olarak topluma aşılamaya mecburuz.

Bursa ve Türkiye için tüm gündelik kavgalara, siyasi hamlelere, bireysel ve kurumsal husumetlere hızla ara vermeli hatta bunları bitirmeliyiz. Toplumsal birlikteliğin tesisi ve sağduyunun yayılması için yeniden kadim medeniyet ahlakı ile affetmeyi bilerek ve toplumun tüm uçları ile kucaklaşarak bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan devlete bir olmalıyız. Dünün çocukları, bugünün gençleri, yarının ihtiyarları olan bir nesil olarak daha güçlü, sağlıklı ve sağduyulu çocuklar yetiştirebiliriz. Biz, yaşanmış tüm acılara rağmen toplumumuzu sevgi ve saygı ile onlarca hatta yüzlerce yıl ayakta tutmuş bir milletiz…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.