Bursa’nın fethinden önce Yenişehir, Osmanlı Beyliği için sıradan bir yerleşim alanı değil; devletleşme sürecinin şekillendiği merkezdi. 14. yüzyılın başlarında Osman Gazi’nin bölgeyi hâkimiyet altına almasının ardından Yenişehir ovası iskâna açılmış, burada düzenli bir şehir hayatı kurulmaya başlanmıştı. Evler, ibadet mekânları, çarşı ve pazar düzeniyle birlikte Yenişehir, uç beyliğinin geçici konaklama alanı olmaktan çıkarak kurumsal bir merkeze dönüştü. Bu dönüşüm, Bursa’nın fethine giden sürecin altyapısını oluşturdu.
Osman Gazi’nin Yenişehir’i merkez edinmesi, yalnızca askerî bir tercih değildi. Bursa ve İznik hattına yakınlığı, verimli tarım arazileri ve ticaret yollarına erişimi, burayı hem lojistik hem de ekonomik açıdan güçlü kılıyordu. Bursa kuşatma altındayken, fetih için gerekli ikmal ve organizasyon Yenişehir üzerinden yürütülüyordu. Dolayısıyla Bursa’nın 1326’daki fethi, sadece uzun bir kuşatmanın sonucu değil; öncesinde Yenişehir’de inşa edilen düzenin bir neticesiydi.
Osman Gazi ile Yenişehir arasındaki ilişki burada anlam kazanır. Osman Gazi’nin fetih anlayışı, yalnızca surları aşmak değil; bir şehir düzeni kurmaktı. Yenişehir’de teşkil edilen idari yapı, yerleşen pazar düzeni ve oluşan sosyal denge, Osmanlı şehir modelinin ilk örneklerinden biri oldu. Bu model daha sonra Bursa’da gelişerek klasik Osmanlı şehir kimliğine dönüşecekti. Yani Yenişehir, sadece bir coğrafya değil; bir zihniyetin ilk uygulama alanıydı.
Geçmişte sahip olduğu bu etkiler, Yenişehir’in bugünkü değerini anlamak için de yol göstericidir. Tarih boyunca bir hazırlık ve teşkilatlanma merkezi olan Yenişehir, bugün de üretim, tarım ve ticaret potansiyeliyle aynı işlevi farklı şartlarda sürdürebilecek bir konuma sahiptir. O dönemde fethe giden yol burada planlanmıştı; bugün de ekonomik atılımlar ve bölgesel kalkınma vizyonları benzer bir bilinçle bu topraklarda şekillenebilir.
Bursa’nın fethine giden süreç bize şunu gösterir: Büyük dönüşümler, sağlam merkezler üzerine kurulur. Osman Gazi önce Yenişehir’de düzeni tesis etmiş, ardından Bursa’ya yönelmiştir. Bugün de şehirleri yalnızca semboller üzerinden değil; üretim gücü, ticaret ağı ve kurumsal kapasitesi üzerinden değerlendirmek gerekir. Geçmişte fethe hazırlık yapan bu şehir, bugün de ekonomik ve toplumsal yenilenmenin merkezlerinden biri olabilir.
Fethin ışığını anarken asıl yapılması gereken, o ışığın ortaya çıkmasını sağlayan zemini hatırlamaktır. Yenişehir’in tarihsel rolü, bize güçlü bir şehir aklının nasıl inşa edildiğini anlatır. Dün fethe giden yol burada planlanmıştı; bugün ise geleceğe giden yolun yine güçlü yerel merkezlerden geçeceğini hatırlatmaktadır.
