Nuh Muaz Kapan
Köşe Yazarı
Nuh Muaz Kapan
 

Bir Ramazan Ritüeli Olarak Abdal

Ramazan ayı geldiğinde Bursa’da zaman biraz yavaşlar, biraz da yoğunlaşır. Gün, Ulucami’nin gölgesinde iftarla toparlanır; gece, teravih namazıyla derinleşir. Ardından adımlar neredeyse kendiliğinden aynı yöne kıvrılır: Bursa Ulu Camii’den çıkıp Abdal’a doğru akan kalabalık, Ramazan’ın Bursa’daki en tanıdık yürüyüşüdür. Abdal’da simit, tahinli ve çay artık bir lezzetten çok bir ritüeldir. Ramazan dışındaki alışıldık kalabalığına bu ayda sahur ve iftar saatleri de eklenir; zaman çizelgesi genişler ama kuyruk kısalmaz. Aksine, uzadıkça uzar. Kimse bundan şikâyet etmez; çünkü o kuyruk, beklemekten ziyade bekleyişi paylaşmanın adıdır. Tanıdık yüzler, selamlar, kısa sohbetler… Ramazan’ın toplu hâli, ince belli bardaklarda dolaşır. Bu hengâmenin ortasında, bölgeye adını veren Abdal Mehmet Hazretleri ise sessizce durur. Gürültüye karışmayan, aceleye kapılmayan bir sükûnettir bu. İnsan, kalabalığın içinden geçerken onun varlığını hatırladığında, Ramazan’ın yalnızca sofralarda değil, duruşta da tecelli ettiğini fark eder. Bir yanda bitmeyen kuyruklar, öte yanda zamana meydan okuyan bir suskunluk… Bursa’da Ramazan, tam da bu karşıtlığın içinde anlam kazanır. Belki de bu yüzden Abdal buluşmaları gelenek oldu. Simit elde, çay dumanı havada; Ulucami’nin ardından Abdal’da durmak, Bursa’nın Ramazan’a verdiği cevaptır. Gürültünün içinde sükûneti, kalabalığın ortasında hatırayı, hızın yanında beklemeyi barındıran bir cevap. Ve her yıl, aynı sessiz tanıkla birlikte, yeniden kurulup yeniden hatırlanan bir Ramazan.
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba
Nuh Muaz Kapan

Bir Ramazan Ritüeli Olarak Abdal

Ramazan ayı geldiğinde Bursa’da zaman biraz yavaşlar, biraz da yoğunlaşır. Gün, Ulucami’nin gölgesinde iftarla toparlanır; gece, teravih namazıyla derinleşir. Ardından adımlar neredeyse kendiliğinden aynı yöne kıvrılır: Bursa Ulu Camii’den çıkıp Abdal’a doğru akan kalabalık, Ramazan’ın Bursa’daki en tanıdık yürüyüşüdür.

Abdal’da simit, tahinli ve çay artık bir lezzetten çok bir ritüeldir. Ramazan dışındaki alışıldık kalabalığına bu ayda sahur ve iftar saatleri de eklenir; zaman çizelgesi genişler ama kuyruk kısalmaz. Aksine, uzadıkça uzar. Kimse bundan şikâyet etmez; çünkü o kuyruk, beklemekten ziyade bekleyişi paylaşmanın adıdır. Tanıdık yüzler, selamlar, kısa sohbetler… Ramazan’ın toplu hâli, ince belli bardaklarda dolaşır.

Bu hengâmenin ortasında, bölgeye adını veren Abdal Mehmet Hazretleri ise sessizce durur. Gürültüye karışmayan, aceleye kapılmayan bir sükûnettir bu. İnsan, kalabalığın içinden geçerken onun varlığını hatırladığında, Ramazan’ın yalnızca sofralarda değil, duruşta da tecelli ettiğini fark eder. Bir yanda bitmeyen kuyruklar, öte yanda zamana meydan okuyan bir suskunluk… Bursa’da Ramazan, tam da bu karşıtlığın içinde anlam kazanır.

Belki de bu yüzden Abdal buluşmaları gelenek oldu. Simit elde, çay dumanı havada; Ulucami’nin ardından Abdal’da durmak, Bursa’nın Ramazan’a verdiği cevaptır. Gürültünün içinde sükûneti, kalabalığın ortasında hatırayı, hızın yanında beklemeyi barındıran bir cevap. Ve her yıl, aynı sessiz tanıkla birlikte, yeniden kurulup yeniden hatırlanan bir Ramazan.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.