Abdulkadir Albayrak
Köşe Yazarı
Abdulkadir Albayrak
 

Süpürge Sopasından Yapay Zekâya

1999 Gölcük depreminde görev yapmış bir arama kurtarma personelinin şu sözleri, aslında nereden nereye geldiğimizi en net şekilde anlatıyor. “O zamanlar duvarın arkasını, enkazın altını görecek bir teknolojimiz yoktu. Enkazın derinliklerine ulaşabilmek için süpürge sapının, fırça sapının veya birtahta parçasının ucuna kırık bir ayna parçası bantlardık. Bir elimizde fener, diğer elimizde o sopa, aynadan yansıyan görüntüyle karanlık boşluklarda canlı arardık. Ufacık bir kıpırtı, bir el, bir yüz görmeye uğraşırdık…” O günlerde tüm umutlar, bir sopanın ucuna bantlanmış o küçük aynaya bağlıymış. Bugün ise bambaşka bir noktadayız. Artıkbeton yığınlarının metrelerce altındaki canlının sadece sesini değil; vücut ısısını, göğüs kafesinin en küçük hareketini, hatta zayıflamış kalp atışını bile milimetrik hassasiyetle tespit edebilen sismik cihazlara ve termal sistemlere sahibiz. Başta AFAD olmak üzere ilgili kamu kurumlarımız; yerel yönetimler, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve Polis Arama Kurtarma (PAK) ekipleri ciddi bir teknolojik kapasiteye ulaştı. Hassas ses dinleme cihazları ile betonun en altındaki fısıltıyı bile duyabiliyor, sismik sensörler ile kalp atışlarını takip edebiliyoruz. O eski aynalı sopaların yerini milimetrik analiz yapan dijital gözler aldı. Yıldırım Belediyesi olarak, biz de bu vizyonun bir parçasıyız. Belediye Başkanımız Sayın Oktay Yılmaz’ın öncülüğünde, ilçemizin coğrafi yapısını ve risk analizlerini göz önüne alarak envanterimize iki adet yeni nesil dron kattık. Bunlardan ilki, arama kurtarma operasyonlarında kullanılacak Termal Dron teknolojisidir. Örneğin, zifiri karanlıkta bir ormanlık alanda veya yoğun duman altındaki bir yangın mahallinde normal kameralar kör kalırken; termal dronlarımız bir "ısı haritası" çıkarıyor. Kaybolan bir çocuğun veya vatandaşımızın vücut ısısını kilometrelerce öteden fark edebiliyoruz. Bu teknoloji, ekiplerimizin geniş arazilerde günlerce sürecek arama-tarama faaliyetini dakikalara indiriyor. Saniyelerle yarıştığımız o kritik eşikte, teknoloji bize hayat hediye ediyor. Dijital İkiz ile Afet Yönetimi Teknolojiyi sadece kurtarma anında değil, öncesinde de kullanıyoruz. Diğer dronumuzu ise haritalandırma için kullanmaktayız. Üzerinde çalıştığımız "3D Dijital İkiz" projesi ile Yıldırım’ın her sokağını birebir modelliyoruz. Peki, bu ne işe yarayacak? Olası bir deprem sonrası, yapay zekâ destekli yazılımlarımız havadan gelen verileri analiz edecek. "Hangi bina şekil değiştirdi?", "Hangi sokak enkaz nedeniyle kapandı?", "Ekipler en hızlı hangi rotadan ulaşabilir?", “Hangi bina ağır hasar aldı?” sorularının cevabı ekrana anlık düşecek ve ekiplerimiz kaosun içinde vakit kaybetmeyecek. Hazırlık, Teknolojiden Daha Büyük Bir Güçtür Bir gerçeğin altını kalın harflerle çizmeliyim. Dünyanın en ileri teknolojisine, en hassas cihazlarına da sahip olsak, hiçbir teknoloji bireysel hazırlığın yerini tutamaz. Afet bilincini bir "yaşam biçimi" haline getirmek zorundayız. Toplum olarak en büyük zaafımız olan “acı anıları hızla unutma” alışkanlığımızı bir kenara bırakmalı, her an hazırlıklı olmayı öğrenmeliyiz. Gerek Yıldırım Belediyesi olarak biz gerekse diğer kurumlar teknolojiyi en üst seviyede takip etmeye, yapay zekâ destekli sistemlerle donatmaya devam edeceğiz. Ancak unutmayalım ki afet yönetiminde esas kurtarıcı, vatandaşlarımızın bu hazırlığa ortak olmasıdır. Dün bir süpürge sopasından, tahta parçasının ucundaki aynadan medet umarken, bugün yapay zekanın ve teknolojinin desteği ile can arıyoruz.Teknolojinin gücüne inanıyoruz ancak bireysel hazırlığın yerini hiçbir şeyin tutamayacağını da biliyoruz. Bu yüzden sadece cihazlarımızı değil, vatandaşlarımızın ve çocuklarımızın afet bilincini de geliştirmeyi önemsiyoruz.
Ekleme Tarihi: 27 Mart 2026 -Cuma
Abdulkadir Albayrak

Süpürge Sopasından Yapay Zekâya

1999 Gölcük depreminde görev yapmış bir arama kurtarma personelinin şu sözleri, aslında nereden nereye geldiğimizi en net şekilde anlatıyor.

“O zamanlar duvarın arkasını, enkazın altını görecek bir teknolojimiz yoktu. Enkazın derinliklerine ulaşabilmek için süpürge sapının, fırça sapının veya birtahta parçasının ucuna kırık bir ayna parçası bantlardık. Bir elimizde fener, diğer elimizde o sopa, aynadan yansıyan görüntüyle karanlık boşluklarda canlı arardık. Ufacık bir kıpırtı, bir el, bir yüz görmeye uğraşırdık…”

O günlerde tüm umutlar, bir sopanın ucuna bantlanmış o küçük aynaya bağlıymış. Bugün ise bambaşka bir noktadayız. Artıkbeton yığınlarının metrelerce altındaki canlının sadece sesini değil; vücut ısısını, göğüs kafesinin en küçük hareketini, hatta zayıflamış kalp atışını bile milimetrik hassasiyetle tespit edebilen sismik cihazlara ve termal sistemlere sahibiz.

Başta AFAD olmak üzere ilgili kamu kurumlarımız; yerel yönetimler, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve Polis Arama Kurtarma (PAK) ekipleri ciddi bir teknolojik kapasiteye ulaştı.

Hassas ses dinleme cihazları ile betonun en altındaki fısıltıyı bile duyabiliyor, sismik sensörler ile kalp atışlarını takip edebiliyoruz. O eski aynalı sopaların yerini milimetrik analiz yapan dijital gözler aldı.

Yıldırım Belediyesi olarak, biz de bu vizyonun bir parçasıyız. Belediye Başkanımız Sayın Oktay Yılmaz’ın öncülüğünde, ilçemizin coğrafi yapısını ve risk analizlerini göz önüne alarak envanterimize iki adet yeni nesil dron kattık. Bunlardan ilki, arama kurtarma operasyonlarında kullanılacak Termal Dron teknolojisidir.

Örneğin, zifiri karanlıkta bir ormanlık alanda veya yoğun duman altındaki bir yangın mahallinde normal kameralar kör kalırken; termal dronlarımız bir "ısı haritası" çıkarıyor. Kaybolan bir çocuğun veya vatandaşımızın vücut ısısını kilometrelerce öteden fark edebiliyoruz. Bu teknoloji, ekiplerimizin geniş arazilerde günlerce sürecek arama-tarama faaliyetini dakikalara indiriyor. Saniyelerle yarıştığımız o kritik eşikte, teknoloji bize hayat hediye ediyor.

Dijital İkiz ile Afet Yönetimi

Teknolojiyi sadece kurtarma anında değil, öncesinde de kullanıyoruz. Diğer dronumuzu ise haritalandırma için kullanmaktayız. Üzerinde çalıştığımız "3D Dijital İkiz" projesi ile Yıldırım’ın her sokağını birebir modelliyoruz.

Peki, bu ne işe yarayacak? Olası bir deprem sonrası, yapay zekâ destekli yazılımlarımız havadan gelen verileri analiz edecek. "Hangi bina şekil değiştirdi?", "Hangi sokak enkaz nedeniyle kapandı?", "Ekipler en hızlı hangi rotadan ulaşabilir?", “Hangi bina ağır hasar aldı?” sorularının cevabı ekrana anlık düşecek ve ekiplerimiz kaosun içinde vakit kaybetmeyecek.

Hazırlık, Teknolojiden Daha Büyük Bir Güçtür

Bir gerçeğin altını kalın harflerle çizmeliyim. Dünyanın en ileri teknolojisine, en hassas cihazlarına da sahip olsak, hiçbir teknoloji bireysel hazırlığın yerini tutamaz. Afet bilincini bir "yaşam biçimi" haline getirmek zorundayız.

Toplum olarak en büyük zaafımız olan “acı anıları hızla unutma” alışkanlığımızı bir kenara bırakmalı, her an hazırlıklı olmayı öğrenmeliyiz.

Gerek Yıldırım Belediyesi olarak biz gerekse diğer kurumlar teknolojiyi en üst seviyede takip etmeye, yapay zekâ destekli sistemlerle donatmaya devam edeceğiz. Ancak unutmayalım ki afet yönetiminde esas kurtarıcı, vatandaşlarımızın bu hazırlığa ortak olmasıdır.

Dün bir süpürge sopasından, tahta parçasının ucundaki aynadan medet umarken, bugün yapay zekanın ve teknolojinin desteği ile can arıyoruz.Teknolojinin gücüne inanıyoruz ancak bireysel hazırlığın yerini hiçbir şeyin tutamayacağını da biliyoruz. Bu yüzden sadece cihazlarımızı değil, vatandaşlarımızın ve çocuklarımızın afet bilincini de geliştirmeyi önemsiyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.