Etrafımız tam anlamıyla ateş çemberi. Son zamanlarda sınırlarımızın hemen yanı başında dumanlar yükseliyor, bütün haber bültenleri “füze, bomba, İHA, sığınak” kelimelerini kullanıyor. 28 Şubat sabahı uyandık ve yanı başımızda savaşın başlamış olduğu öğrendik. Takvimler ise aynı zamanda 28 Şubat Sivil Savunma Günü’nü gösteriyordu.
Peki, sivil savunma bize neyi ifade ediyor? Sivil savunma, sadece okul bahçelerinde tatbikat için yakılan ateşi söndürmek midir, yoksa hayatta kalmanın temel kurallarını öğrenmek midir?
Aslında Hayatta Kalmanın Adıdır Sivil Savunma
Savaş zamanında ordular ön cephede savaşırken, sivil vatandaşlarda arka planda orduya destek vermek ve hayatta kalabilmek için mücadele ederler. Bu mücadele içinde bilgi gereklidir. Bu bilginin adı da Sivil Savunmadır. Ordu ön cephedesavaşırken, halk ise arka cephede yangını söndürür, yarayı sarar, kaosu yönetir. Bilinçli vatandaş felaket anında “ne yapacağım, nasıl yapacağım” diye sağa sola bakmaz. Önceden öğrendiği plana göre hareket eder. Çünkü kriz anı düşünme değil, uygulama zamanıdır.
Peki, Vatandaşlarımız Ne Biliyor veya Neyi Bilmeli?
Bugün sokağa çıkıp sorsak; çoğumuzunzihninde çocukluluktan aklımızda kalan o tatbikat sahneleri aklımıza gelir. Oysa sivil savunma bundan çok daha fazlasıdır.
Mesela; siren sesi yükseldiğinde bunun bir sarı ikaz mı, kırmızı alarm mı, yoksa siyah ikaz mı olduğunu ve böyle bir durumda ne yapılması gerektiğini herkesin bilmesi önemlidir. Sığınak denildiğinde, bodrumda eski eşyaların depolandığı, havası, aydınlatması, suyu olmayan atıl korkunç bir yer olmadığını vatandaşlarımızın bilmesi gerekir.
Yine sivil savunma; deprem anında doğru davranışı bilmek, her türlü afet ve acil durumlar için aile içi plan yapabilmek, yangına ilk müdahalenin nasıl yapılmasını ve nasıl hareket edeceğini öğrenmek, temel ilk yardım bilgisine sahip olmak, toplanma alanlarını bilmektir.
Sivil Savunma ve Kamu Kurumları
Kamu kurumlarının tahliye planlarını, acil durum eylem planlarını, sivil savunma planlarını güncellemeleri ve çalışan personele bunları anlatmaları ve tatbikatlarını yapmaları gerekiyor. Tatbikat yapmadan plan işlemez. Tatbikat kriz anının provasıdır. Kurum çalışanı siren sesini tanımıyorsa, yangın söndürme tüpü kullanmayı bilmiyorsa, afet anında doğru davranış şekillerini öğrenmemişse o kurum hazır değildir demektir. Burada, kurumlarda bulunan sivil savunma uzmanlarına ve sivil savunma amirlerine büyük iş düşmektedir. Çünkü kamu kurumları toplum için örnektir ve vatandaşa güven verir.
Barışta Ter Dökmeyen Savaşta Kan Döker
Askerlik yapan herkes bilir ve duymuştur bu sözü. İlk bunu öğretirler.Barışta ter dökmeyen savaşta kan döker. Sivil savunma, ülkemizin savunmasında vazgeçilmez bir öğedir. Sadece savaşta değil; depremde, yangında, selde, kimyasal saldırıda can ve mal kaybını en aza indiren güçtür. Ülkemiz sınırlarında ateşten bir çember var ve bize bunu bağıra bağıra söylüyor:Barışta ter dökmeyen savaşta kan döker.
Bugün bir siren çalsa gerçekten kim ne yapacağını ve nereye gideceğini gerçekten biliyor mu?
Son olarak, hepimizin bilmesi gereken hayati uyarılar şunlardır;
Sarı İkaz: Hava saldırısı ihtimali olduğunu işaret eder, 3 dakika süreli düz siren sesi ile duyulur.
Kırmızı Alarm: Hava saldırısı tehlikesi olduğunu işaret eder, 3 dakika süren yükselip alçalan dalgalı siren sesi ile duyurulur.
Siyah Alarm; Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) saldırı tehlikesini işaret eder,3 dakika süreli kesikli siren sesi ile duyurulur.
Sivil savunma savaş başladığında değil, barış zamanında öğrenilir.
