Olağanüstü durum denildiğinde aklımıza siren sesleri, yıkılmış şehirler, göç eden insanlar ve savaşlar geliyor. Oysa olağanüstü durumlar sadece savaş meydanlarında yaşanmıyor. Günlük hayatın ortasında; trafikte, iş yerinde veya bir AVM’de de karşımıza çıkabiliyor.
Savaşlar elbette olağanüstü durumların en ağır ve en yıkıcı halidir. Ancak yaşanan trafik kazaları, iş kazaları ve yangınlar da her gün sessizce can alıyor. İnsanlar hayatını kaybediyor, yaralanıyor, aileler dağlıyor, travmalara, yıkımlara ve telafisi mümkün olmayan maddi manevi kayıplara yol açabiliyor. Ve hatta bu olaylar sonucunda insanlar bulunduğu şehirden göç etmek zorunda kalıyor.
Geçtiğimiz günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı Trafik Daire Başkanlığı tarafından paylaşılan 2025 yılına ait veriler trafik kazalarının ulaştığı vahim boyutu açıkça gösteriyor.
Türkiye genelinde meydana gelen 318 bin 594 ölümlü-yaralanmalı trafik kazasında, 3 bin 481 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 460 bin 593 kişi yaralanmıştır.
Bursa özelinde ise 11 bin 034 ölümlü-yaralanmalı trafik kazasında, 86 vatandaşımız hayatını kaybederken, 15 bin 010 kişide yaralı olarak kayıtlara geçmiştir.
Bunlar sadece rakam değildir. Yarım kalan hayatları, umutları, dağılan aileleri ve telafisi mümkün olmayan sonuçları beraberinde getirmektedir.
İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlar meydana gelen bu kazaları ve can kayıpları azaltmak için yoğun çaba gösteriyor. Ancak tek başına alınan önlemler yeterli olmuyor. Bu noktada sürücü kurslarına da büyük görev düşüyor. Kurallara uyma bilincinin topluma yerleşmesi elbette çok önemli ancak vatandaş olarak bizlerde üzerimize düşeni yaparak bu istatistik verileri en aza düşürmek için çaba göstermek zorundayız. Çünkü trafikte yapılan her ihmal, sadece kendi hayatımızı değil, bir başkanının hayatını da riske atıyor. Demek istiyorum ki; trafikte olağanüstü bir durum ile karşılaşmamak için hem kurallara uyacağız, hem de uymayanları doğru bir iletişim dili ile uyaracağız.
Görünmeyen ama çok sayıda kaybın yaşandığı diğer bir önemli konu ise iş kazalarıdır. Türkiye genelinde 2025 yılında 2 bin 105 kişi iş kazaları nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bursa’da ise bu sayı 62 kişi olarak kayıtlara geçmiş durumda.
İhmallerin yaşandığı, eğitimlerin eksik kaldığı, önlemlerin ertelendiği her ortam, bir anda olağanüstü risk alanlarına dönüşmektedir.
Değerli okurlar, burada durup düşünelim;
Olağanüstü olan savaş mı, yoksa binlerce kişinin ölümlerine ve yaralanmalarına yol açan ve önlenebilir trafik kazaları ve iş kazaları mı?
Diğer önemli bir konu da yangınlardır.
Ülkemizde ortak ve düzenli bir yangın istatistik sistemi bulunmasa da yangınlarda yaşanan can kayıplarının ve yaralanmaların azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyoruz. Çoğu yangının nedeni de aslında belli. Çalışmayan algılama sistemleri, bakımı yapılamamış tesisatlar ve ihmaller listenin başını çekiyor.
Olağanüstü bir durum yaşandığında hepimiz güvenli bir yer ararız. İşte o anlarda insanların ilk yöneldiği yer genellikle kamu binaları olur. Okullar, hastaneler, camiler, kamu hizmet binaları… Çünkü buralar sadece hizmet sunan yerler değil, kriz anlarında güvenin ve düzenin temsil noktalarıdır.
Bu yüzden kamu binalarının güvenliği çok önemlidir. Tam da bu noktada yangın güvenliği, acil durum planları, yapısal dayanıklılık için atılan adımlar son derece önemlidir. Alınan her önlem, verilen her eğitim, yapılan her tatbikat olağanüstü anlarda paniği ve kayıpları azaltan başarıdır.
Olağanüstü durumlarda, kriz yönetiminde başta AFAD olmak üzere tüm kamu kurumları önemli bir rol üstlenmektedir. Kriz yönetiminin devamında operasyonel süreçte ise yine başta AFAD olmak üzere, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Polis Arama Kurtarma (PAK), madenciler, itfaiye teşkilatları, sivil toplum kuruluşları, gönüllü arama kurtarma ekipleri de sahada önemli görevler üstlenmektedir.
Bu noktada Yıldırım Belediyesi bünyesinde görev yapan 65 kişilik profesyonel arama kurtarma ekibi ve sahip olduğu teknolojik donanım dikkat çekmektedir. Şehrimizde yaşanabilecek olağanüstü durumlarda kullanılmak üzere, biri termal özellikli olmak üzere iki adet dronun envantere kazandırılmasında emeği geçen Yıldırım Belediye Başkanımız Sayın Oktay Yılmaz’a tüm vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum.
Ayrıca 2022 yılında şube müdürü olarak görev yaptığım dönemde, Bursa İtfaiyesine ve şehrimizin hizmetine kazandırdığımız itfaiye komuta aracı ve termal dron ile Bursa Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde bulunan komuta aracı, kriz anlarında koordinasyonu güçlendiren çok önemli kazanımlar olmuştur.
Sonuç olarak olağanüstü durumlarda hazırlık, eğitim, koordinasyon ve ciddiyet hayat kurtarır. Bursa’nın sahip olduğu bu kurumsal birikim, envanter ve tecrübe sadece bugünün değil, yarının risklerine karşı da güçlü bir güvencedir.
Çünkü kriz anında doğru yönetilen her dakika, kurtarılan bir hayat demektir.
