Sığınak nasıl bir yerdir diye bugün halkımıza sorsak, eminim çoğumuzun zihninde benzer bir görüntü canlanır.
Apartmanların bodrum katlarında unutulmuş, nemli, tozlu, örümcek ağlarıyla kaplı loş bir oda. Aydınlatması çalışmayan, havasız, kimi zaman kömürlük ya da depo olarak kullanılan, içeri girenin ürperdiği bir yer...
Yani halkın hafızasında sığınak, karanlık bir mekân olarak yer etmiştir.
Sığınak Denince Akla Savaş Geliyor
Nedense “sığınak” denince akla hemen “savaş” geliyor.
Halk arasında hâlâ “Devlet savaşa mı hazırlanıyor?” gibi cümleler duyuyoruz.
Bu hafta sonu Kapalıçarşı’daydım, oturup bir çay içeyim dedim.
Yan masamdaki bir çift kendi aralarında konuşuyordu:
“Baksana, her yere sığınak yapılıyor. Büyük ihtimalle savaş çıkacak!”
Bu cümleyi duyunca, mesleğim gereği ister istemez kulak misafiri oldum.
Ve gördüm ki, toplumun önemli bir kesiminde “sığınak” kelimesi hâlâ savaşla özdeşleşiyor.
Eve döner dönmez yeni yayımlanan Sığınak Yönetmeliği’ni tekrar inceledim.
O noktada şunu çok net fark ettim:
“Bu yeni yönetmelik, savaş için değil meydana gelebilecek tüm afet ve acil durumlar için hazırlanmış.”
Afetlere Hazırlıkta Yeni Bir Dönem
Geçtiğimiz hafta Resmî Gazete ‘de yayımlanan “Yeni Sığınak Yönetmeliği”, ülkemizde afet ve acil durum anlayışında önemli bir değişimi başlattı.
Artık sığınaklar, sadece saklanmak için değil; yaşamı sürdürmek için planlanıyor.
Yeni yönetmelikle sığınaklar artık belli standartlara sahip olacak.
Kesintisiz enerji sağlayacak jeneratör bulundurulacak.
Uydu telefonu veya acil durum Wi-Fi noktası bulunacak.
Yangın söndürme tüpleri ve ilkyardım dolapları zorunlu olacak.
100 metrekareyi aşan sığınaklarda lavabo ve mutfak alanı bulunacak.
Her sığınak, yaşlı, engelli ve hamile bireylerin erişimine uygun olacak.
Gündelik Alanlar, Çift Görev Üstlenecek
Yeni düzenleme ile artık bazı yapılar hem gündelik hayatın hem de kriz anlarının merkezine dönüşüyor.
Parklar ve Millet Bahçeleri: Barış zamanında oyun alanı, kriz zamanı yaşam alanı.
Otoparklar: Barış zamanında araçlar için, kriz zamanında insanlar için güvenli yer.
AVM’ler: Barış zamanında alışveriş, kriz zamanında sığınma noktası.
Metro Tünelleri: Barış zamanında ulaşım, kriz zamanında yaşam koridoru.
Stadyumlar: Barış zamanında maç coşkusu, kriz zamanında toplu koruma alanı olacak.
Zorunluluklar ve Uygulama Takvimi
Yeni yönetmeliğe göre:
5.000 kişi üzeri stadyumlar,
2.000 m²’den büyük sanayi tesisleri,
15.000 m²’yi aşan millet bahçeleri için sığınak artık zorunlu hale geldi.
10’dan fazla dairesi olan binalar ve 50 yatak üzeri otel ile yurtlar da bu kapsama alındı.
Mevcut AVM’ler, otoparklar ve metro tünelleri 31 Aralık 2028’e kadar “çift amaçlı kullanım” için uygun hale getirilecek.
Tüm mevcut sığınaklar ise Kasım 2026’ya kadar denetlenecek.
Bina yöneticileri, bu alanların her zaman erişilebilir ve çalışır durumda olmasından sorumlu olacak.
Tüm sonuçlar AFAD’a bildirilecek.
Bu da demek oluyor ki artık hiçbir binada, “sığınak nasıl olsa kullanılmaz” düşüncesiyle hareket edilemeyecek.
Hazır olmayan bina, ruhsat alamayacak.
Vatandaşa Doğru Anlatım ve Kurumların Eğitimi Şart
Bu noktada asıl önemli olan, vatandaşın bu değişimi doğru anlaması ve ilgili kurumların doğru şekilde bilgilendirilmesidir.
Sığınak kavramı hâlâ birçok kişinin zihninde “savaş” çağrışımı yaparken, bu algıyı değiştirecek en güçlü araç eğitimdir.
Başta AFAD olmak üzere, ilgili kamu kurumları el ele vererek halkı bilgilendirmeli; sığınakların neden, nasıl ve hangi amaçla yapıldığı açıkça anlatılmalıdır.
Günümüzde sığınak, sadece savaş için değil; deprem, yangın, sel, patlama veya kimyasal sızıntı gibi durumlarda insanların güvenle barınabileceği alanlardır.
Yeni Anlayış: Korku Değil, Hazırlık
Devletimizin amacı, barış zamanında plan yaparak, kriz anında soğukkanlı ve hazırlıklı olmaktır.
Çünkü en büyük tehlike afetin kendisi değil, hazırlıksız yakalanmaktır.
Ve biz biliyoruz ki; hazırlıklı bir toplum, korkusuz bir toplumdur.
Son Söz
Devletimiz bu yönetmelikle aslında çok net bir mesaj veriyor:
“Günümüz” Şartlarına Göre Afetlere Hazırlıklı olmak zorundayız!
