Önceki gün Kocaeli’nde yaşayan bir dostumla görüştüm. Sohbetimiz dönüp dolaşıp yaşadığımız illerin karşı karşıya olduğu afet türlerine ve olası bir afet sonrası meydana gelebilecek zararların boyutuna geldi.
Sohbet anında Kocaeli’nin afet türlerini ve ülkemize ekonomik anlamda katkısı hakkında bilgi aldım; biraz da internette araştırma yaparak Bursa ile Kocaeli’yi karşılaştırayım dedim. Karşıma çıkan tablo, ülkemizin ekonomik kaderinin de geleceğinin de bu iki şehirle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyordu.
Bursa: 1855
Bursa’da yakın zamanda yıkıcı boyutta bir deprem olmadı Allah’a şükür. Ama bu, olmayacak anlamına da gelmiyor! Tarihe baktığımızda 1855 depremleri için “şehir adeta harap oldu” ifadesi yer alıyor. O tarihte evler, hanlar, camiler ve çarşılar yıkılmış, depremin hemen ardından çıkan yangınlar ise zararı daha da büyütmüştü.
1855 depremleri, sadece bir tarih değil, Bursa için yaşanmış en büyük afetlerden biridir. Ancak bugünün Bursa’sı o günlerden çok daha farklıdır. Daha kalabalık, daha yoğun yapılaşmış, daha fazla sanayi ve altyapı barındıran, dolayısıyla çok daha riskli bir şehir haline gelmiştir. 1855’te Bursa’da sanayi yoktu! Ancak bugün Bursa, sanayi ve konut alanlarının iç içe geçtiği, riskin katlandığı bir yapıya sahip büyük bir şehir.
Kocaeli: 1999
Kocaeli için deprem uzak bir tarih değildir. 1999’da yaşanan büyük yıkım, sadece binaları değil, insanların hayatını ve geleceğini de etkilemiştir.
Bursa ve Kocaeli, Türkiye ekonomisinin büyük bir kısmını sırtlayan iki önemli sanayi şehridir. Otomotivden petrokimyaya, tekstilden ağır sanayiye kadar üretimin kalbi buralarda atmaktadır. Ve elbette savunma sanayi yatırımları konusuna değinmiyorum bile…
Bu iki şehirde yaşanacak bir afet, sadece fiziki yıkım anlamına gelmez, aynı zamanda büyük bir ekonomik krizi de beraberinde getirir.
Bir sanayi şehrinde deprem olduğunda; fabrikalar durur, tedarik zinciri kopar. Kimyasal sızıntılar ve endüstriyel yangınlar, depremin ardından ikincil afetler olarak eklenir. İş gücü kaybı ve göç, şehri yıllarca toparlanamayacak bir ekonomik darboğaza sokar.
Unutulmamalıdır ki deprem, il sınırı tanımaz! 6 Şubat depreminde bunu acı bir şekilde yaşadık. Tam 11 şehrimiz bu depremden dolayı aynı anda etkilendi.
Depremler, sanayi bölgesiyle konut alanını birbirinden ayırmaz ve asla “hazır mısınız” diye sormaz. Bugün Marmara’da bir deprem olduğunda, Bursa da etkilenir, Kocaeli de. Riskler ve kırılganlıklar farklı olabilir ama sonuçlar ortak olacaktır.
Ancak karamsar olmuyoruz. Çünkü bugünün Türkiye’sinde, bu risklerin farkında olan ve gereğini yapan güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var.
Afet yönetimi artık sadece kâğıt üzerinde kalan planlardan ibaret değildir. Bunun en somut örneği, geçtiğimiz günlerde Bursa’mızda yaşandı.
Bursa Valimiz Sayın Erol Ayyıldız başkanlığında, Bursa İl AFAD Müdürlüğü koordinasyonunda 11 Ocak Pazar gününü 12 Ocak Pazartesi gününe bağlayan gece 00:00’da kapsamlı bir afet tatbikatı gerçekleştirildi.
Sabaha kadar devam eden ve tatbikatın başından bir an olsun ayrılmayan, süreci bizzat yöneten Sayın Valimiz Erol Ayyıldız, Vali Yardımcılarımız ve ilçelerde teyakkuza geçen Kaymakamlarımız, Belediye Başkanlarımız ve ilgili müdürlükler bu tatbikatı ortaklaşa yürüttüler.
Kocaeli’ndeki dostumun özellikle altını çizdiği bir hususu sizler ile paylaşmak istiyorum.
Kocaeli Valisi Sayın İlhami Aktaş, afet yönetimi konusunda süreci yakından takip eden, kurumlar arası koordinasyonu önemseyen ve hazırlık çalışmalarına özel hassasiyet gösteren stratejik olduğu kadar güncel bir anlayışa sahip bir idareci olarak biliniyor. Çanakkale Valiliği döneminde şehrin tamamına köyler dahil hakim olan Vali İlhami Aktaş, Kocaeli’nin tüm stratejik noktalarını GAMER üzerinden koordine ederek şehre dair anlık bilgi akışını Ankara ile koordine biçimde yerel birimler ile sağlıyor.
Bu da gösteriyor ki; devletimizin tüm kurumları ve yöneticileri, riskleri önceden test eden ve sahada aktif olan, aksaklıkları görerek gideren bir anlayışa ve yönetime sahip. Bu yaklaşım, doğal olarak vatandaşa da güven vermektedir.
Sonuç olarak, Bursa ve Kocaeli, aynı fay hattı üzerinde yer alan, Türkiye’nin sanayi ve ticaret yükünü ihracat avantajları ile omuzlayan iki önemli büyük şehirdir. Bu iki büyük şehirde afetlere hazırlık tercih değil, zorunluluktur! Atılan her doğru adım ülkenin geleceğini ve ekonomisini yakından ilgilendirmektedir. Bu sebeple; Bursa Valisi Erol Ayyıldız ile Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ın tecrübeleri, birikimleri ve işbirlikleri yerel yönetimlere, belediyelere ve sivil toplum kuruluşları ile kurumlara da yansımalıdır. Depremi acılarını yaşayan iki büyük şehir olarak yarından önce bugün omuz omuza vermek zorunda olduğumuzu hatırlatmak isterim.
