Zehra Eşer
Köşe Yazarı
Zehra Eşer
 

Zihinsel Yorgunluk

Bazen her şeyi yapmışsındır. Uyumuşsundur, dinlenmişsindir, belki birkaç gün hiçbir sorumluluk almamışsındır. Ama yine de içindeki o bitkinlik geçmez. Sabah kalkmak zor gelir, en küçük işler bile gözünde büyür. İşte tam bu noktada akla şu soru gelir: “Dinlendim ama neden hâlâ yorgunum?” Çünkü her yorgunluk bedensel değildir; bazı yorgunluklar zihinde birikir. Zihinsel yorgunluk, çoğu zaman fark edilmeden ilerler. Sürekli düşünmek, plan yapmak, endişelenmek, kontrol etmeye çalışmak zihni hiç durmadan çalışır hâlde tutar. Beden koltuğa uzansa bile zihin hâlâ ayaktadır. Yapılacaklar listeleri, geçmişte söylenmiş cümleler, geleceğe dair belirsizlikler zihnin içinde dönüp durur. Bu yüzden fiziksel dinlenme, zihinsel yorgunluğu her zaman telafi edemez. Modern hayat bu yorgunluğu besler. Sürekli ulaşılabilir olmak, her şeye yetişmeye çalışmak, verimli olma baskısı… Dinlenirken bile “daha iyi dinlenmeliyim” diye düşünen bir zihin vardır artık. Sosyal medya, haberler, mesajlar zihne gerçek bir mola vermez; sadece dikkatini bir konudan diğerine taşır. Zihin durmaz, sadece yön değiştirir. Zihinsel yorgunluğun en belirgin işaretlerinden biri de duygusal tükenmişliktir. Tahammül azalır, küçük şeyler daha çabuk sinirlendirir. Eskiden keyif veren şeyler artık cazip gelmez. Kişi kendine kızmaya başlar: “Bu kadar yorgun olmamam lazım.” Oysa bu yorgunluk bir zayıflık değil, uzun süredir taşınan bir yükün sonucudur. Bir diğer önemli neden ise sınırların belirsizliğidir. Her şeye “evet” demek, herkese yetişmeye çalışmak, kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek zihni sessizce yorar. Zihnin dinlenebilmesi için sadece boş zamana değil, psikolojik güvenliğe de ihtiyacı vardır. Sürekli tetikte olmak, zihni hiçbir zaman gerçekten rahat bırakmaz. Zihinsel yorgunluk bize aslında bir şey anlatmaya çalışır. Yavaşlamaya, durmaya, yeniden düzenlemeye ihtiyaç olduğunu fısıldar. Bu yorgunlukla baş etmenin yolu daha fazla uyumak ya da daha az çalışmak değil; zihni gerçekten dinlendirecek alanlar açabilmektir. Bazen hiçbir şey yapmadan oturmak, bazen düşünmemeye izin vermek, bazen de “şu an yeterliyim” diyebilmektir. Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: “Ben gerçekten dinleniyor muyum, yoksa sadece duruyor muyum?” Zihinsel yorgunluk geçtiğinde hayat bir anda mükemmel olmaz. Ama hafifler. Nefes alır. Ve insan, kendini yeniden taşıyabileceğini hisseder. Çünkü gerçek dinlenme, bedenin değil; zihnin yükünü bıraktığı yerde başlar.
Ekleme Tarihi: 11 Ocak 2026 -Pazar
Zehra Eşer

Zihinsel Yorgunluk

Bazen her şeyi yapmışsındır. Uyumuşsundur, dinlenmişsindir, belki birkaç gün hiçbir sorumluluk almamışsındır. Ama yine de içindeki o bitkinlik geçmez. Sabah kalkmak zor gelir, en küçük işler bile gözünde büyür. İşte tam bu noktada akla şu soru gelir: “Dinlendim ama neden hâlâ yorgunum?” Çünkü her yorgunluk bedensel değildir; bazı yorgunluklar zihinde birikir.

Zihinsel yorgunluk, çoğu zaman fark edilmeden ilerler. Sürekli düşünmek, plan yapmak, endişelenmek, kontrol etmeye çalışmak zihni hiç durmadan çalışır hâlde tutar. Beden koltuğa uzansa bile zihin hâlâ ayaktadır. Yapılacaklar listeleri, geçmişte söylenmiş cümleler, geleceğe dair belirsizlikler zihnin içinde dönüp durur. Bu yüzden fiziksel dinlenme, zihinsel yorgunluğu her zaman telafi edemez. Modern hayat bu yorgunluğu besler. Sürekli ulaşılabilir olmak, her şeye yetişmeye çalışmak, verimli olma baskısı… Dinlenirken bile “daha iyi dinlenmeliyim” diye düşünen bir zihin vardır artık. Sosyal medya, haberler, mesajlar zihne gerçek bir mola vermez; sadece dikkatini bir konudan diğerine taşır. Zihin durmaz, sadece yön değiştirir.

Zihinsel yorgunluğun en belirgin işaretlerinden biri de duygusal tükenmişliktir. Tahammül azalır, küçük şeyler daha çabuk sinirlendirir. Eskiden keyif veren şeyler artık cazip gelmez. Kişi kendine kızmaya başlar: “Bu kadar yorgun olmamam lazım.” Oysa bu yorgunluk bir zayıflık değil, uzun süredir taşınan bir yükün sonucudur. Bir diğer önemli neden ise sınırların belirsizliğidir. Her şeye “evet” demek, herkese yetişmeye çalışmak, kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek zihni sessizce yorar. Zihnin dinlenebilmesi için sadece boş zamana değil, psikolojik güvenliğe de ihtiyacı vardır. Sürekli tetikte olmak, zihni hiçbir zaman gerçekten rahat bırakmaz.

Zihinsel yorgunluk bize aslında bir şey anlatmaya çalışır. Yavaşlamaya, durmaya, yeniden düzenlemeye ihtiyaç olduğunu fısıldar. Bu yorgunlukla baş etmenin yolu daha fazla uyumak ya da daha az çalışmak değil; zihni gerçekten dinlendirecek alanlar açabilmektir. Bazen hiçbir şey yapmadan oturmak, bazen düşünmemeye izin vermek, bazen de “şu an yeterliyim” diyebilmektir. Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: “Ben gerçekten dinleniyor muyum, yoksa sadece duruyor muyum?”

Zihinsel yorgunluk geçtiğinde hayat bir anda mükemmel olmaz. Ama hafifler. Nefes alır. Ve insan, kendini yeniden taşıyabileceğini hisseder. Çünkü gerçek dinlenme, bedenin değil; zihnin yükünü bıraktığı yerde başlar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.