Teknolojinin hayatımızın önemli bir parçası haline gelmesiyle birlikte çocukların ekranlarla olan ilişkisi ebeveynlerin en çok kaygı duyduğu konulardan biri haline geldi. Pek çok ebeveyn çocuklarının telefon, tablet veya bilgisayar karşısında geçirdiği süreyi sorguluyor ve çocuğunun ekran bağımlısı olmasından korkuyor.
Bu durumda çocuğun ekranda ne kadar vakit geçirdiği kadar, ekranın onun hayatındaki işlevi de önem taşır. Bazı durumlarda ekran, yalnızca vakit geçirilen bir araç olmaktan çıkar; çocuğun can sıkıntısını gidermeye, yalnızlık hissini azaltmaya ya da zorlayıcı duygulardan uzaklaşmaya çalıştığı bir yer haline gelebilir. Böylece her olumsuz duyguda ekrana başvurmak zamanla alışkanlığa dönüşebilir.
Ebeveynlerin bu noktada yaptığı en yaygın hatalardan biri ekranı tamamen yasaklamaya çalışmaktır. Oysa yasaklar çoğu zaman kalıcı çözüm olmak yerine çatışmayı arttırır. Daha sağlıklı olan, yaşa uygun sınırlar belirlemek ve bu sınırları tutarlı bir şekilde uygulamaktır.
Çocukların ekran dışında da keyif alabilecekleri alanlara ihtiyaçları vardır. Oyun, spor, arkadaş ilişkileri ve aileyle geçirilen kaliteli zaman; ekranın yerini doldurabilecek önemli deneyimlerdir. Ebeveynlerin çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için bu tür aktivitelere yönlendirmesi faydalı olacaktır. Bir diğer önemli nokta ise çocuklar söylenenden çok, gördüklerini öğrenirler. Bu nedenle ebeveynlerin ekran kullanım alışkanlıkları çocuklar için önemli bir model oluşturur.
Çocuklarda ekran bağımlılığını konuşurken teknolojiyi suçlamak kolaydır. Ancak çoğu zaman mesele ekrandan çok daha fazlasıdır. Çünkü çocuk yalnızca ekrana bağımlı hale gelmez; onu ekrana yönelten ihtiyaçlar, alışkanlıklar ve yaşam koşulları da bu sürecin bir parçasıdır.
Bu nedenle ebeveynlerin görevi yalnızca çocuklarının ekran süresini azaltmak değil, gelişimsel ve duygusal ihtiyaçlarını da gözetmektir. Teknolojiyle iç içe bir dünyada yetişen çocukların sağlıklı bireyler olabilmesi, ekranı yasaklamaktan çok onlara denge kurmayı öğretebilmekle mümkündür.
