İsrail’in başlattığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin kol kanat gerdiği İran savaşında bölge kan gölüne çevrildi. Mübarek Ramazan günü gerçekleştirilen saldırılar şeytanın bayram kutlamasından öte bir şey değil. Genç kızların okuduğu okulun vurulması ve masum çocukların öldürülmesi, sivil binaların hedef alınması ve sivillerin katledilmesi, Ayetullah Ali Hamaney dâhil çok sayıda İran liderinin öldürülmesi ve Türkiye’nin bir sonraki hedef olduğu gerçekliğinde yeni bir güne uyandık ve yeni bir takvim başlangıcına merhaba dedik. Bahar ayları olarak nitelendirilen Mart, Nisan, Mayıs aylarının ilk ayında ve ilk gününde gerçekleştirilen küresel saldırıları ve savaşı daha ne kadar görmezden gelebiliriz? Ortadoğu üzerinden Türkiye’nin etrafını çeviren küresel güçlerin karanlığında hepimiz biliyoruz ki; “savaş kapımızda…”
İran’ın Türkiye hariç birçok ülkedeki NATO üssünü vurması sadece Türkiye’den çekinmesi mi yoksa bu savaşın arka planında İran içerisinde var olan MOSSAD ve CIA ajanlarının Türkiye’ye dair farklı bir hesaplarının olma neticesi mi? Elbette uzmanları dinliyoruz. Savaşın başladığı ilk andan bugüne ve yarın yani Pazartesi piyasaların açılması ile yaşanacak dalgalanmaları hepimiz merakla beklemekteyiz. Türkiye’nin artık sadece barışı desteklemesi değil, olası tüm savaş ve saldırılara hazır olması gereken bir dönemdeyiz.
İran savaşı gölgesinde yaşananların Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine acilen taşınması elzemdir. İran Cumhurbaşkanı ve devlet kademesini hedef alarak yok eden İsrail’in Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kabine üyeleri ile ailelerini hedef almadığını iddia edebilir miyiz? Türkiye’deki hangi lider ne kadar güvende diyebiliriz! Milliyetçi Hareket Partisi’nden başlayarak tüm siyasi partilerin “Ulusal Güvenlik” stratejileri ve ülkemizdeki NATO üsleri ile askerleri konusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ısrarla gündeme getirmeleri elzem diyebiliriz.
Ankara ne kadar güvende sorusunun çok ötesinde İstanbul, Bursa, Kayseri, Trabzon, Erzurum, Antalya, Sinop, İzmir savaşa ne kadar hazır sorusunu öncelikli olarak sormak zorundayız. Sürekli deprem bölgesine konutlar yapması ile övünen ancak Bursa’daki TOKİ kurasına bile gelmeyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başta olmak üzere Savunma Bakanlığı’na “Bursa’daki askeri ve kamu lojmanları ne kadar sağlam” sorusunu bir kere daha sormak elzem olmuştur. Asker güvende midir?
Elbette RTÜK demiştir ki; halkta panik, endişe ve olumsuz süreçler oluşacak yayınlarda bulunmayınız! Peki; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Mehmet Daniş ülkedeki aile yapısını bozan, toplumu şiddete yönelten, toplumsal kültürü ve ahlak ile inanç değerlerini sıfırlayan yayınlar yapan radyo ve televizyonlar ile ilgili ne yapmış veya yapmaktadır? Türkiye’nin istatistik verileri, sahadan doğru temin ederek ve doğru çözümleyerek olası tüm süreçlere hazır olmasına dair neler yapılmaktadır? Ankara neden bu kadar sessiz kalmıştır?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran savaşı ve olası Türkiye karşıtı operasyonlara karşı “Ulusa Sesleniş” konuşması gerçekleştirecek midir? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Bakan Kurulu üyeleri ile 81 vilayetteki Vali, Milletvekili ve stratejik öneme sahip kişiler ile ailelerinin saklanacağı sığınaklar ne kadar hazır diyebiliriz?
Ekonomik anlamda çöküş yaşayan, köylerinde ağırlıklı olarak ihtiyarlar yaşayan veya boşalmış köylerinde artış olan ve her şeyin ötesinde acilen milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyan toplum için hükümet siyaset üstü ne planlamaktadır? Türkiye, olası bir savaşa ne kadar hazırdır? Türk toplumu tüm bunları merak içerisinde beklemektedir…
