Son dönemde çok fazla farklı ön isimle duyduğumuz kelimedir, “Vatan!” Öyle ki; kurumsal ve stratejik boyutuna göre Kara Vatan, Mavi Vatan, Yeşil Vatan, Siber Vatan diye cümleler arasında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinde Bursa’da işittiğimiz öz cümledir asıl meselemiz. Bursa, Atatürk Caddesi’nde ne demişti askerlerimiz ve polislerimiz tek yürek haykırarak; “Her şey Vatan İçin…”
Şimdi sizlere Külli İrade ile Külliye İradesi ve yine Külli İdare ile Külliye İdaresi üzerinden bir yazı yazacağım. Son dönemde “Külli İrade ve İdare” ile “Külliye İradesi ve İdaresi” arasına sıkışmış bürokratları, siyasetçileri ve “Vatan İçin” her şeyleri üzerine yemin etmiş insanların bir köşeye sıkışmışlığını veyahut sığınmışlığını görmekteyiz.
Söz konusu kamusal yatırım veyahut çalışma olduğunda elleri cebinde makamında oturanlar, sözüm ona üç beş program yaparak bunları sosyal medyasında fotoğraflar ile süsleyenler veyahut en üstten en alta şaşalı sosyal medya klipleri ile icraat yaptığını iddia edenler, Külliye’nin gözlerini boyadıklarını mı düşünüyorlar? 6-7 ay önce Kaymakam olanların bugün Vali oldukları şehirlerde klip çekmenin ve paylaşmanın ötesine geçmediklerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi görmüyor mu? Makamının başında Gençlik, Spor, Aile, Göç, Sivil Toplum ve nicesi gibi kavramlar bulunan çoğu İl Müdürünün kurumlarının dışında vatandaş ile hemhal olmadıklarını ve daha ötesinde ne Külli İradelerini ne de Külliye İradelerini kullanamadıklarından Ankara habersiz mi?
Kocaeli’nde bir yangında ortaya çıkan ihmaller neticesinde onlarca başarılı projeye ve memleket hizmetine alın teri ve akıl teri döken Vali İlhami Aktaş’ı çarmığa gerenleri ve yine Aydın’da iktidarın teşkilat başkanı misali ortada gezenlerden Ankara habersiz mi?
Siz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Cumhurbaşkanlığı makamını kör, sağır ve dilsiz mi sanıyorsunuz?
Türkiye, çok değişti ve değişmeye devam ediyor! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kendi memleketinde, kendi ekibinin içerisine fitne sokarak, kameraların önünde ulusal kaos çıkarmak isteyenlere verilen en üst yanıt sizi çok mu şaşırttı?
İki kelime eleştiri alan bürokratlar ve siyasiler hemen telefonlara sarılarak eleştirenleri susturmaya çalışıyor! Beyler ve Bayanlar; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden yönetiliyoruz palavralarını bir kenara bırakınız! Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Anayasa ve altındaki yasalar, genelgeler ve yönetmelikler ile yönetilir. Makamınızın hakkını veremiyorsanız sağa sola ağlanmayın; beyler ve bayanlar! Ya makamınıza güç verin ya da makamınızdan aldığınız gücün hakkını verin! Bu makamlar, ağlanma duvarı da yeri de değildir…
Bir tarafta şehrin tam güvenliği için var gücü ile canını dişine takmış huzur ve güvenlik peşinde koşan; İstihbarat, Emniyet ve Jandarma personeli ile Cumhuriyet Başsavcılığı öte yanda yıllardır koltuğundan ve makamından öteye çıkmamış; gençler ne halde, aileler ne halde haberi olmayan sözde bürokratlar! Türkiye Cumhuriyeti Devleti öyle bir noktaya geldi ki; Millet, Vekilini değiştirmeyi geçmiş! Anayasasını ilk esaslara getirecek değişimler sürecine girişmiş. Milletin derdi böyle yüce ve büyükken; siz kim, ben kim, biz veya sizler kim?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden yönetilmiyor! Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanlığı Makamı’ndan aşağı doğru Bakanlıklar, Genel Müdürlükler, Valilikler, İl Müdürlükleri ve aradaki diğer kamu kurum ve kuruluşların görev ve yetki dağılımı ile yönetiliyor!
Külliyen Yalan ifade ve cümleler ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay gelmediği için işlerin yürümediğini, finansman sorunlarının çözülmediğini, personel ve atamaların aksadığını ifade edenler koltuklarını bırakıp evlerine gidebilirler.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yürüttüğü Cumhur İttifakı süreci siyasette iktidar olduğunu düşünenlere de göstermiştir ki; hem kişilerin hem de siyasi partiler ile siyasetçilerin de her daim alternatifleri vardır. Türkiye; yan gelip yatanların değil, uğruna can verip can alanların Vatanıdır! Sahipsiz değildir…
Türkiye; kimine göre Kara, kimine göre Mavi, kimine göre Yeşil Vatan olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bize ve bizim gibi yaşayan herkese göre “Kırmızı Beyaz Vatan’dır!”
Bugünden tezi yok; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çizgide Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti öznesinde her makam sahibinin silkinerek kendisine gelmesi memleket yararınadır. Söz konusu Türkiye olduğunda başta şahsım, ailem, namus ve şerefim olmak üzere hiçbir değerin kıymeti harbiyesi olmadığı gibi mevzunun teferruatına da yer yoktur!
Haydi, bugün hepimiz bir kere daha güne yeniden uyanalım ve yeni bir başlangıç yaparak dünün hatalarından sıyrılmak suretiyle siyasetçiysek siyasetimize, bürokratsak bürokrasimize, esnaf veyahut iş insanıysak ona göre işimize, gücümüze, üretimimize dört elle sarılalım. Neden mi? Külliyen yalanlar peşinde koşmak yerine, Külliye’den İrade ve İdare beklemek yerine Külli İrademize ve İdaremize güvenmek daha hayırlıdır da ondan.
Hâsılı Ankara, Bursa’da hiçbirimizden bir Vali Erol Ayyıldız olmamızı beklemiyor ama en azından biz toprağın altında kefensiz yatanların yüzü suyu hürmetine, Al Bayrağın rüzgârının şanına yakışır şekilde daha bir coşku ile sarılalım şehrimize, ülkemize ve milletimize…
Ne dersiniz? Çocukken izlediğimiz Yalan Rüzgârı’na kapılarak günü gün mü edelim, yoksa Emir Sultan’ın izinde yeni İstanbullar mı fethedelim? Karar hepimizin, sonuç hepimizin. Takdir, büyüklerimizin ve yücelerindir…
