Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği “köylü milletin efendisidir” sözüne en muhtaç olduğumuz dönemlerdeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün diline pelesenk ettiği cümlelerden bir diğeri ise; “Memleketimiz, şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik; çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik; çünkü o topraklara göz diken düşmanlar fazladır.” Peki, bugün ne haldeyiz? Çiftçi ne halde, asker ne halde, topraklarımız ve ordu ne halde? Kölelerin efendilere baş kaldırdığı bir dönemde, Milletin efendilerine ne kadar sahip çıkabiliyoruz? Sizlere tarım mı yoksa sanayi mi diye sormuyorum! Aksine size diyorum ki; bugünü göremeyenlerin ve yarını yakalayamayanların kurbanı olmayalım…
Bursa’da, uzun zamandır tartışılan konu başlıklarından biride “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı kim olacak” sorusu diyebiliriz. Sahada birçok aday yarışırken, iş dünyasının gündemini en fazla meşgul eden iki isimden birisi tarımsal ve toplumsal kalkınmayı hedefleyen Matlı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı olurken, bir diğer isim ise mevcut BTSO Başkanı ve doğal aday İbrahim Burkay diyebiliriz. Bugüne kadar ne Özer Matlı’yı traktör ile tarla sürerken gördük, ne de İbrahim Burkay’ı dokuma fabrikasında kan ter içerisinde çalışırken gördük. Demem o ki; her ikisi de yeni kuşak patronlar ve takım elbiseli liderler. Halkın ve iş dünyasının arasında pek fazla olmayan ancak Ankara’ya değer katacak iki güçlü isim. Peki, Ankara’nın bu iki isim ile ilgili tasarrufunu veya görüşünü biliyor muyuz? Veyahut Ankara, BTSO seçimleri konusunda ne düşünüyor?
Herkes, her şeyi konuşurken aslında hiç konuşmadığımız konu başlıkları arasında yer alan “toplumun içerisinde olmak, halkın arasında olmak” kavramlarına değinmek istiyorum. Bursa’yı yönetenler son dönemde her mevki ve makamda halkın arasından uzaklaşırken, halkın da kendilerine ulaşmasını engelleyen sistemlerin kurbanı oluyorlar! “Vali halkın arasında yok” diye eleştirenlerin halkın arasında olmadığı günümüz temposunda, Valilik binasına elini kolunu sallayan herkesin girmemesi ve her vatandaş devlete ulaşmasın diye düşünen alt kademe bürokratların kölesi olan devlet kurumları görmekteyiz! Hükümet ciddi bir değişim mecburiyeti ile ezilirken, devlette koltuğundan büyük bürokratların sığ düşüncelerinde milletinden uzaklaşıyor. Halk, Valisine ulaşamaz ise sokaklara dökülmez mi? Millet, Vekillerini arasında görmez ise birbirine girmez mi? Anlayan anladı elbette yazdıklarımızdan ne söylemek istediğimizi ama anlamayanlara itfahen ifade etmek isterim ki; AK Parti Genel Başkan Vekili, Bursa Milletvekili, İçişleri Eski Bakanı Efkan Ala sanki biraz Bursa’da kalmalı ve atadıkları ile bir yerlere taşıdıklarını değil, sokağı duymalı…
Devlet tecrübesi olmayan Milletvekilleri ve Millet tecrübesi olmayan bürokratlar ile Türkiye bir yere varamaz! Gelip, gelebileceği son nokta ise şuan olduğu gibi çıkmaz sokak diyebiliriz. Hazine ve Maliye Bakanı elinde can çekişen Milletin arasında görmek istediğimiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, acaba birazcık bile olsa Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i veyahut merhum Cumhurbaşkanları Turgut Özal ile Süleyman Demirel’i örnek mi almalı? Cumhurbaşkanı Erdoğan; yurtdışında değil, yurtiçinde mi gezmeli?
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ticaret Bakanı olmalı demiyorum! Aksine bugüne kadar olmaması hata diyorum. Dünya’nın ticaret ağlarının içerisinde olan ve küresel sistemi iyi okuyan biri neden halen daha sığ dengelerin kurbanı ediliyor. Bendevi Palandöken’den bir beklentimiz yok! Sonuç itibariyle esnafın durumu ortada ve Bendevi Palandöken tüm gür sesi ile çözüm yollarını haykırıyor. Ancak yukarıdakiler duymaz ise; Bendevi Palandöken ne yapsın? Bendevi Palandöken olmaksızın esnaf ve sanatkâr ne yapsın?
Toplum; Bursa’da kendisini “Hüdavendigar Buluşmaları” ile buluyor ve oradan gelen umut esintileri ile huzur buluyorsa, iktidarın kendi çalıp kendi söyleyen İl ve İlçe Danışmalarının pek bir anlamı kalmamış demektir. İlk başta konuşması gereken vatandaşların en sona bırakıldığı danışma toplantılarında danışılmayan ve ötelenen hatta gazı alınan halk, ilk seçimde iktidarın gazını almaz mı? Evet, Bursa sevdalısı isimlerin öncülüğünde yürütülen güzel bir platform çalışması “Hüdavendigar Buluşmaları” organizasyonu. Bir dönem bu rolü üstlenen Sinandede Mahallesi, son dönemde dünya işlerinden ahret işlerine yöneldiği için şehrin mihenk taşı olma özelliğini kendi istek ve arzuları ile yitirdi. Neden mi? O da bambaşka bir mevzu…
Muhafazakâr ve Milliyetçi camia, camilerde bile kitleler halinde buluşamazken; meydanlar eylemcilerin, trafik lambaları dilencilerin, ara sokaklar ise envai çeşit suç yapılanmalarının buluşma noktası oldu! Sivil toplum kuruluşlarında kendince hamleler yapan ilçe yöneticilerinin partilerine verdikleri zararlar o kadar büyük ki; örneğin Osmangazi’de iktidar adına sosyal yardım yapmaktan öteye geçemeyen bir AK Parti’yi üç aylardan, üç aylara izlemekteyiz. Osmangazi’ye kurtuluş olması beklenenlerin yanındakilerinin kendi kurtuluşları peşinde koşmalarının bedelini AK Parti elbette Osmangazi Belediyesi’nde Erkan Aydın’ın bir dönem daha sürecek iktidarı ile ödeyecektir… Ki, Erkan Aydın telefonlara bile çıkmıyor!
Hoş, aslında artık AK Parti kavramından bahsetmemek gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son söylemleri aslında partisiz bir Cumhurbaşkanına olan özlemin ilk çıkışlarını içeriyor diyebiliriz. Hepimiz biliyoruz ki; AK Parti’yi kuran ve Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı var eden toplum, artık tam bağımsız bir Türkiye ve tam bağımsız bir Cumhurbaşkanı görmek istiyor. Kim bilir belki de; yakın bir gelecekte Recep Tayyip Erdoğan, "partisiz Cumhurbaşkanı adayı" olarak iner meydanlara…
Kabine değişimi ifadesi yeniden dillere pelesenk edilmişken, bir türlü kurulamayan Bakanlar Kurulu’nu da partisiz ve bağımsız “Cumhurbaşkanı” kavramına bağlayabilir miyiz? Eğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi partisinden ayrı partisiz Cumhurbaşkanı Adayı olacak ise, Bakanlar Kurulu’nda parti rozeti olmayan Bakanlar görür müyüz?
İş dünyasının ve sektörün içerisinden gelerek alanında yüzyıllık başarılara imza atan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy gibi İçişleri Bakanlığı’na da başarıları ile onlarca yıl ülkeye Vali olarak hizmet etmiş Erol Ayyıldız gelir mi? Veyahut Antalya İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, Emniyet Genel Müdürü olur mu? Siz, ne diyorsunuz bu tezlerime…
Bursa’nın tarım, hayvancılık ve gıda sektöründe güçlü söylemleri ile öne çıkan isimlerinden Sencer Solakoğlu, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olur mu? Aslında isimler ötesinde toplumsal ve kamusal beklentilere yönelerek sürece baktığımızda çözümü daha kolay bulabiliyoruz. Örneğin, Dışişleri Bakanlığı konusunda; diplomaside tecrübeli, çok dilli, küresel dengeleri okuyabilen, kriz yönetiminde başarıl yeni bir isme duyulan ihtiyacı karşılayabilecek en etkili ve örnek isim olarak karşımıza Prof. Dr. İbrahim Kalın çıkıyor. Ve böyle bir süreçte her ne kadar size sürpriz olarak ortaya çıkacak olsa bile olası Cumhurbaşkanı Adayları sıralamasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek küresel dengelerin en fazla pozitif aday olarak işaretledikleri isim olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar gündemde Bilal Erdoğan ve Hakan Fidan isimleri öne çıkıyor olsa bile Mehmet Şimşek’in küresel gücü ve İçişleri Eski Bakanı Süleyman Soylu’nun toplumsal gücünü bir kenara itemeyiz… Yarın, çok uzak değil!
Küresel değişimin başladığı bir dönemde; köleler ve efendiler kavramını çok iyi düşünmenizi tavsiye ediyorum. Toprak, su ve madenler yarın adına bugünden kıymeti ortaya çıkan değerli varlıklar diyebiliriz. Hâsılı insan ve insanlık, gerçekten insanlar tarafından mı yönetiliyor?
