Dünya’nın kan gölüne çevrilmeye çalışıldığı bir dönemde, hem Türkiye hem de Bursa; barışın, sevginin, kardeşliğin ve bereketin sembolü olmaya devam ediyor. Elbette ekonomik zorlukların ve küresel sıkıntıların içerisinde her birimizin yaşam mücadelesi her geçen gün daha zor bir sürece evriliyor. Doğal yaşamın bozulduğu, katkılı yiyeceklerin arttığı, toplumsal hijyenin her açıdan ortadan kaybolduğu bir ülke olduğumuzun hepimiz farkındayız. Türkiye’yi ve Bursa’yı bu olumsuzluklar yüzünden sevmekten ve onlar için mücadele etmekten vazgeçecek miyiz? Elbette vazgeçmeyeceğiz. Bu ülke, bu topraklar bize vatan ve bize emanet…
Uluslararası ağlar içerisinde Türkiye’nin stratejik konumu artıkça Bursa’nın değeri daha fazla ortaya çıkıyor. Her ne kadar siyasetin ve ekonominin merkezi olan Bursa halen daha koca bir köy gibi gözüküyor olsa bile aslında Bursa, binlerce yıllık imparatorluklar tarihi ile kadim bir şehir olduğunu net bir duruş ile ortaya koyuyor.
Ticaret yollarının ve fırsatlarının kesiştiği kadar inanç özgürlüğü ve değerlerinin de binlerce yıldır kadim topraklarında izlerine rastladığımız Bursa, tarihin tozlu rafları arasından adeta yeniden doğuyor. Elbette bu doğuşun en önemli mimarlarından birisi Bursa Milletvekili Efkan Ala diyebiliriz. Küresel yoğunluktaki Türkiye maratonunda, Bursa’ya ayırdığı zaman ve gösterdiği ilgiyi en üst düzeyde hissettiğimiz AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala; başta Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ı şehre kazandırmakla birlikte yürüttüğü başarılı diplomasi ile şehrin yönünü yeniden küresel dinamiklerin merkezlerine çevirdi. Vali Erol Ayyıldız’ın Bursa’ya gelmesinin hemen akabinde şehrin hem güvenlik kodları yeniden yazıldı, hem de istihbarat ağı yeniden güncellenen Bursa’da; manipülasyon dönemi sona erdirildi. Elbette şehirde halen daha çözüleceği günü bekleyen büyük sorunlar ve süreçler yok diyemeyiz. Bunun içinde herkes işini tam ve eksiksiz yapmak zorunda…
Her ne kadar birileri Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ergül Halisçelik istifasından ötürü memnun olmuş olsa bile aslında bu süreç hem Mustafa Bozbey’e hem de Bursa’ya artı değer katmayacak. Kamu sicili kadar yerel yönetimler sicili ve başarıları temiz ve güçlü olan Ergül Halisçelik’in istifası ile aynı sürece denk gelen Mustafa Bozbey, Özgür Özel buluşmasını nasıl okumalıyız? Neden böylesine kritik bir istifa sürecinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in CHP Genel Merkezi yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki görüşmesi toplumun gözüne sokulmak istendi? Ve neden Ergül Halisçelik’in istifası Mustafa Bozbey ve Özgür Özel buluşmasının önüne geçerek kent ve ülke gündemine oturdu? Bursa’da neler oluyor?
Elbette Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bursa’da özellikle İl Başkanı Nihat Yeşiltaş öznesinde verdiği güçlü mücadeleyi görmüyor değiliz. Lakin öte yandan halkçı belediyecilik adına seçimleri kazanan CHP’li belediyelerin su ve otopark zamlarını görmezden ne kadar gelebiliriz? BUSKİ’nin su zammını konuşurken, Osmangazi Belediyesi’nin hemen yanındaki Osmangazi Meydanı altındaki otoparkın özelleştirilmesi ve ilk saatin 100 TL, 1 saati aşan her saat için ilk saat ücretinin yüzde 40’ı oranında 40 TL alınmasını nasıl halkçı bir belediyecilik anlayışı olarak görebiliriz? Ve yine daha yapımı yeni tamamlanan otoparkın üst kısımlarının anlamsız bir şekilde haftalardır tadilata alınmasını nasıl yorumlamalıyız?
Evet, Bursa’nın büyük sorunları var. Ve bu sorunların çözümünde yerel yönetimler kadar Bakanlıklarında taşın altına gövdelerini koymalarını bekliyoruz. Bursa’yı yönetmek sadece Bursaspor’a güç ve destek vermek ile olmuyor. Sonuç itibariyle Bursaspor, ama zirvede ama kümede olduğu her dönemde yanında sadece ve sadece Bursaspor Taraftarı ve Bursa halkı vardı! Siyasetin, iş dünyasının veyahut belirli kesimlerin Bursaspor’un yükseliş süreçlerinden paye alma çabalarını hoş karşılamazken, Enes Çelik gibi bir cengâverin verdiği kutlu ve temiz mücadeleye de leke sürdürtmeyiz…
Bursa’nın kaç Milletvekili var sorusunu halka sorduğumuzda alacağımız cevap kadar hangi Milletvekillerinin adını soyadını söyleyebilirsiniz sorusunu da önemsemek zorundayız. Kabul etmeliyiz ki; AK Parti’yi Mustafa Yavuz, Refik Özen ve Ahmet Kılıç sırtlamış giderken, CHP’yi Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Hasan Öztürk sırtlamış durumda. Bu Pazar seçim olsa Bursa’dan kimler hangi siyasi partiden aday olur? İşte bu soru kadar önemli bir başka soruyu daha gündeme taşımak gerekiyor?
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde öne çıkan adaylarından olan Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, kardeşi Önder Matlı’nın Tarım ve Hayvancılık Bakanı olması halinde BTSO adaylığından çekilir mi? Ve yine BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Ankara kulislerinden yansıyan bilgilere göre olası bir Ticaret Bakanlığı veyahut TOBB Başkanlığı görevi kendisine tevdi edildiğinde yerinde kim görmek ister? Bu iki soru hem şehir için hem ülke için çok kritik değerde sorular diyebiliriz. Elbette Bursa’nın sayılan ve sevilen iş insanlarından İlhan Parseker’in yürüttüğü stratejik sürecin ve başarılı hamlelerinde farkındayız…
“Kızıl Ağ” bir internet kodu değerli okurlarım; son dönemde bu ağ içerisinde ilçelerin, şehirlerin ve ülkelerin geleceğe yön verecek kritik isimleri dosyalar halinde fişleniyor. ‘Kızıl Ağ’ içerisinde kimlerin olup olmadığını bilmiyor olsak bile asıl önemli konu Kızıl Ağ’ın içerisindeki dosyalamaları kimler, hangi erişim noktalarından, hangi erişim yöntemleri ile ve hangi kriterleri dikkate alarak gerçekleştiriyorlar. FETÖ’nün yeniden hortladığı, terör örgütlerinin kahvelerden dağ kadrosuna üye çağırdığı, emekli maaşı yetmeyen ailelerin yanına birde sanal bahis ile artan uyuşturucu vakaları ve siber suçların eklendiği bir dönemde, birçok detayı çok ince dokumak ve okumak zorundayız.
Finans kadar finansmanlarında çok hızlı el değiştirdiği günümüzde; artan işsizlik ve düşen istihdam çağrıları kadar çalışmak istemeyen insanlar, çocuk sahibi olmak istemeyen evli çiftler ve hatta evlenmek istemeyen kadın ve erkeklerin sayısındaki artış kadar düşen doğurganlık hızına paralel yükselen ölüm hızını doğru analiz etmek zorundayız. Göç, güç olduğu kadar tehdittir! Demografik değişim beraberinde kültürel ve tarihsel değişim ile dönüşümü getirir. Bursa’da veyahut Türkiye’de sosyologlar ne iş yapıyor diye saçma bir soru sormak yerine neden bunca sosyolog, psikolog ve daha nice uzman varken bunları ortak platformlarda şehirlerin geleceği ve ülke için “Ortak Akıl” toplantılarında buluşturmuyoruz sorusunu soruyorum kıymetli büyüklerimize…
Herkes para kazanma derdinde. Bana bile günde en az üç, beş farklı zaman diliminde ve en az 5-10 kişi daha fazla para kazanmam konusunda telkinlerde bulunuyor. Değerli okurlarım; Bursa, Gazze olursa parayı ne yapacaksınız? Bursa, Kahire olursa evlerinizi ve arabalarınızı ne yapacaksınız? Bursa; Bağdat, Şam, Beyrut, Hartum, Kabil, Kiev olursa ailelerinizi, çocuklarınızı, anne ve babalarınızı hangi ülkeye hangi şartlarda kaçıracaksınız? Boş verin artık bireysel düşünmeyi! Unutmayın; ya birlikte var oluruz ya da birlikte yok oluruz! Bize, başka çıkış yok. Bize, başka çıkış bırakmazlar…
Kızıl Ağ işliyor. Elbette devlette bir şeylerin hazırlığını yapıyor. Ama yaşanan olağanüstü süreçleri doğru okumalıyız. Neden, Yeni Yol Partisi Genel Başkanı Eski Bursa Valisi İzzetin Küçük oldu? Kim ve hangi akıl hâlihazırda görevde olan veya emekli olan tecrübeli olduğu kadar sicili temiz bürokratlara siyasete girin veya emekli olun ticarete girin diyor? Neden; Valiler, Kaymakamlar ve Genel Müdürlere, Milletvekili veya Belediye Başkanı olmak için hazırlanın diyorlar? Hiç düşündünüz mü? Veyahut bu ayrıntıyı ve birkaç yıldır süre gelen bu döngüyü hiç fark ettiniz mi?
Neyse, sizi yine uykunuzdan uyandırdım ama kusura bakmayın. Mustafa Bozbey gibi değerli bir insanı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçtikten sonra yaptığı stratejik hataları ve kurduğu hatalı ekipleri görünce üzülüyoruz. Erkan Aydın gibi Ankara’da saygın bir güç kazanan genç bir belediye başkanının programlarda Belediye Başkan Yardımcıları yerine Belediye Meclis üyelerince temsil edilmesini doğru bulmuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin şehirde daha fazla “biz buradayız” demesi gerekirken, sessizliğe bürünmesini hazmedemiyoruz. Hâsılı kıymetli okurlarım; mahallelerde mehter sesi duymayı geçtik, çocuk sesi bile duymaz olduk. Korku, sokaklardan çıktı ve hepimizi evlere kapattı farkında mıyız?
Dert, elbette büyük! Lakin dermanın sahibi de devletimiz ve milletimizde o denli kadim ve büyük. Biz diyoruz ki; birilerinin “Kızıl Ağ” sistemleri varsa bizimde “Ay Yıldız” sistemlerimiz var. Ama her şey ulu orta bu kadar kötüye giderken, toplumsal umut adına bir şeyler olmayınca, en azından Kabine değişip hemen ardın sıra bir Valiler Kararnamesi gelmeyince inanın insanın Resmi Gazete bile okuyası gelmiyor…
