Değişen dünya düzeninde spesifik gelişmeler ışığında zor bir ekonomik süreç ile yüzleşiyoruz. İran savaşının ateşkes sürecine bir türlü girmiyor olması ve Amerika ile İsrail’in savaş yanlısı tutumu küresel güçlerin hegomanyası ile insanlığı tehdit eden büyük bir kıtlık ve üretimsizlik sürecine doğru gidiyor…
Dünya'nın genelinde yaşanan tüm gelişmeler ile birlikte Türkiye’yi değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; demografik değişimler, göç dalgaları, ölüm oranlarının doğum oranını geçmesi, artan sanayileşme akımı ve azalan tarımsal girdiler ile iklim değişiklikleri ve kentsel dönüşümlere duyulan acil ihtiyaç önümüzdeki 10 yılın en belirleyici verileri arasında yer alıyor.
Özellikle eğitim sektörünü sarsan doğum oranlarındaki düşüş, başta “Özel Eğitim Kurumları” olmak üzere çocuk nüfusu ile ilgili tüm sektörleri tedirgin ediyor. Bebe ve çocuk giyim sektörü, çocuk mobilyası, ayakkabı, tekstil, oyuncak, kırtasiye, oyun ve eğlence ile birlikte daha birçok sektörde önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok ciddi oranda işletme ve işletmeci kayıpları yaşayacak sektörler arasında yer alıyor.
Vatandaşların sosyal güvence prim ödemeleri sonrasında elde ettikleri “emeklilik” haklarının maaş, tazminat, sağlık gibi oransal değerlendirmelerini incelediğimizde görmekteyiz ki, ülkemiz sosyal devlet yeterliliklerini çok yakın bir süreçte sağlayamama riski ile karşı karşıya kalacak. Devlet tarafından sürekli gündeme getirilen “Asgari Ücret” kavramını bu ücretin altında maaş alan “emekli” ücretleri ve yine “işsizlik maaşı” üzerinden değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; Türkiye, gelecek 10 yıl için umut vermiyor…
Türkiye’nin genelinde yerel yönetimlere yönelik yürütülen adli ve idari soruşturmalar ile operasyonlarda gördük ki, rüşveti alan ile veren arasında karşıt siyasi partiden olmalarına rağmen çok sıcak ve güçlü nakdi bağlar çok uzun yıllardır kurulmuş durumda.
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sürekli üzerinde durduğu “Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar” ilkesi mevcut dönemde hükümetin elini kolunu bağlayan çok kirli bağlantılara ulaşmış durumda! Ülkenin “3Y” tuzağında can çekiştiği bir dönemde siyasete ve siyasetçiye güven tükendi…
Toplumun ekonomik, sosyal ve ahlaki çöküş yaşadığı son 3 yıldır “hükümet başarılı oldu” diyemeyiz! Hükümetin her açıdan başarısız olduğu AK Parti İl ve İlçe Başkanlarına sokak tepkisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden seçilmesini imkansız hale getirdiği bir dönemde, halk yeni bir siyasi parti ve lider arayışında…
Mevcut hükümetin Türkiye’nin yarınları için herhangi bir şekilde tam anlamıyla güçlü bir “Temiz Eller Operasyonu” yapamayacağını “15 Temmuz FETÖ Hain Darbe girişimi süreci” sonrası yaşananlardan ve halen daha bahse konu yapılanmanın çok güçlü klikler ile bağlantılarının ortaya çıkarılamamasından ve dev finansman ağlarından anlamaktayız…
Ülkenin yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile demokrasiden hızla ulaştığı bir dönemde toplumsal bütünlüğün varlığından bahsetmemiz imkansız. Büyük şehirlerde yaşanan ama iktidar tarafından ya görmezden gelinen veyahut üstü örtülen sorunların Türkiye’yi Libya'ya dönüştüreceği bir süreçteyiz. Görüşlerimin aksini iddia edenler var ise; işte meydan işte lider…
Türkiye’nin ve Bursa'nın durumunun yazdıklarımdan daha iyi durumda olduğunu iddia ediyorsanız, “son yerel seçimlerden bugüne 2 yıldır şehre gelmeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Bursa'ya getirmeyi başarın ve en az 100 bin kişilik dev bir miting yaparak hepimizin güvenini yeniden kazanın” diyen bir şehir ile herkesi başbaşa bırakarak hayırlı Cumalar diliyorum…
