Türkiye’nin en önemli ihracat, istihdam, tarih, turizm, tarım, gıda, üretim, orman, hayvancılık ve su kentlerinden biri olan Bursa, büyük bir şehir olmasının birçok ezikliğini on yıllardır yaşıyor. Hızlı tren konusunda Bursa’nın 50 kat küçüğü şehirlere götürülen ulaşım ve altyapı hizmetleri şehre bir türlü gelmezken, halen daha bitirilemeyen hastaneler meselesi toplumda kaygı uyandırıyor. Şehrin tüm dinamiklerinden artarak yükselen memnuniyetsizlikler elbette “Büyük Türkiye” olma yolunda çizilen hedeflerin en güçlü finansman kaynağı olan Bursa’da, motivasyon kırılmaları yaşatıyor. Ve gelinen noktada görüyoruz ki; iş dünyası ve esnafı güçlü olan Bursa’nın maalesef Ankara’da güçlü bürokratları ve siyasetçileri yok! Ve tüm bu gerçeklikler içerisinde başka şehirlere giden ama şehre gelmeyen yatırımları gören kent dinamikleri Ankara’ya soruyor; “Bursa, çıplak mı?”
Değerli okurlarım, günümüzün en önemli sorunlarının başında “istihdam” geliyor. Ağır ekonomik koşullarda artan maliyetler ve enflasyon, işverenin yükünü artırırken aynı zamanda tüm çalışanlarında asgari ücretle geçimini zorlaştırdı. Bugünkü yazımızda ortak sorunları gündeme taşırken aynı zamanda çözüm yollarına dair yetkililer ile siyasetçilerin bakış açılarına katkı koymayı hedeflemekteyiz.
Birçok sektörün bitme noktasına geldiği günümüzde, esnaflar artık usta olacak çırak bulmanın ötesinde “Esnaf Oda Başkanı” olacak niteliklerde aday bile bulmakta zorlanıyorlar. Mesleki değerler ile mesleki sorunların karşı karşıya geldiği günümüzde, finansmana erişim herkes için çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Esnaf kredilerinin ödenememesi ötesinde işverenlerin ve çalışanların; kira, akaryakıt, ısınma, ulaşım, gıda ve daha birçok gündelik veyahut hayati ihtiyacı çözme noktasında ciddi sorunlar yaşadıkları bir dönemdeyiz.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın enflasyon ile mücadele ederken toplumun ne kadar ağır bedeller ödediğinden haberi olmadığını, avazı çıktığı kadar bağıran sivil toplum liderlerinden anlamaktayız. Tecrübeli isimlerin yerine torpilli kişilerin göreve getirildiği Türkiye’de, hem kamu hem özel sektörde ciddi çöküşler yaşanmaya devam ediyor. Elbette tüm bu karanlık tablonun ötesine baktığımızda görmekteyiz ki; “Türkiye Yüzyılı”, “Terörsüz Türkiye” gibi güçlü mottolar ile yüzyıl ötesini şimdiden hayata geçiren dinamik bir “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” var.
Türkiye’de dengelerin asimetrik bir büyüme ile değişkenlik göstermediğini hemen sınırlarımızda yaşanan vahim durumlardan anlamaktayız. Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in eş güdümlü olarak “İsrail’in Güvenliği” konu başlığında yürüttükleri; askeri, siyasi, ticari ve ekonomik hamleler elbette Türkiye gibi birçok gelişmekte olan ülke için ağır bedeller ödenmesine sebebiyet veriyor. Türkiye’nin yeniden tarım, gıda ve hayvancılık politikalarını kentlerde hayata geçirmesi beklenirken aynı zamanda ülkenin sanayi, enerji, makine, kimya ve ticaret avantajlarını kentlerin üzerinde bölgelere, bölgelerden tüm ülkeye yayması şart. Belki de bu formülü on yıllardır hayata geçirmekte hiçbir sıkıntı yaşamayan tek büyük şehirde Bursa diyebiliriz. Her ne kadar son 10 yıldır artan ve büyüyen sanayi nedeniyle tarım ve hayvancılık sektörü beklentileri karşılayamamış olsa bile şehrin “Gıda Sanayi Bölgesi” hamlesi ile ufkunu açmakta ısrarcı olduğunu görüyoruz.
GUHEM, BUTGEM, BUTEKOM, BUSİNESS SCHOOL gibi daha birçok projeyi hayata geçiren Bursa İş Dünyası, şehre gelen her türlü sağlık, eğitim ve istihdam yatırımında en büyük finansman kaynağı olmasına rağmen maalesef Ankara beklentileri karşılamıyor! Ve elbette okul, hastane, kreş, sağlık ocağı, polis karakolu gibi birçok yatırımı yapan Bursalı hayırseverlerin gücünü ve kente kattıkları katma değeri ayrıca gündeme taşımak istiyorum. İnanç şehri Bursa, maddiyatı kadar maneviyatı ile de hem topluma hem de ülkeye değer katıyor.
Ankara’da yüksek mevkilerde oturanların doğdukları ve doydukları şehirlere baktığımızda ve yine Bursa’da yaşayanların, çalışanların ve işverenler ile Bursa esnafının tüm Türkiye’yi ne kadar güçlü finanse ettiğine baktığımızda inanıyorum ki, beni daha iyi anlayacaksınız.
Bursa gibi güçlü ve büyük bir şehri sadece Valisi ile İl Müdürleri ve Kaymakamları ile ayakta tutamazsınız! Bursa’dan hem ekonomik hem de demografik olarak daha küçük şehirlerden TOBB Başkanı, TESK Başkanı, Genel Müdürler, Valiler, TBMM Başkanı, Başbakan, Bakan çıkarmaya devam ederseniz geriye düşen ekonomi ile ve her geçen gün artan istikrarsızlık ile baş edemezsiniz. Kabul etmeseniz bile Bursa olmadan, Türkiye’yi bir ve ayakta tutamazsınız!
“Bursa, çıplak mı değil mi” sorusunu cevaplamayı şehre on yıllardır gelmeyen ama başka şehirlere gelen yatırımları değerlendirmek koşulu ile sizlere bırakıyorum. Kar ve kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ ve Bursa hızla erirken, Erzurum Palandöken ve Kocaeli Kartepe neden hızla büyümeye devam ediyor? Kayseri ekonomisi ve esnafı ciddi sorunlar ile büyük finansman kayıpları yaşarken, neden TOBB Başkanı Kayseri’den çıkıyor da Türkiye’nin ihracat rekorları kıran şehri Bursa’dan çıkmıyor? Tarım, Hayvancılık, Gıda, Orman, Su, Tarih, Kültür, Turizm, Aile ile Vakıf ve Sosyal Hizmetler Şehri Bursa’dan neden Bakan veya Bakanlar uzun zamandır çıkmıyor? Velev ki; Bursa’dan, uzun zamandır Kaymakamlardan Vali’de çıkmıyor! Ankara, Bursa’yı neden görmüyor?
Hâsılı kıymetli okurlarım; umudun şehri Bursa, umutsuz bırakılıyor. Türkiye’nin kadim şehri Bursa, nefessiz bırakılıyor. Bereketin şehri Bursa, susuz bırakılıyor. Ankara’dan Bursa’ya kara tren bile on yıllardır gelmiyor. Ben demiyorum ki; tüm sorunların ve eksikliklerin tek suçlusu hükümet! Ama ben diyorum ki; hem Bursa, hem de Türkiye için tek umut tek çıkış hükümet.
Kısacası Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan; bizim derdimiz Hükümet, Bursa için talebimiz artık yatırımları hem seferber hem de HÜKÜM ET…
