Ömer Küçükkaya
Köşe Yazarı
Ömer Küçükkaya
 

2025 yılını kapatırken…

Takvimler birer ikişer eksilerek bu günlere getirdi bizleri. Yağan yağmurların soğuğunda kar bekleyen çocuklar misali hepimiz heyecanlıyız. Yurdun dört bir yanında farklı zorluklar olduğu kadar farklı heyecanlar ve mutluluklarda var. 2025 yılını kapatarak 2026 yılını açmaya sayılı günlerin kaldığı bir dönemde, dostlukları pekiştirmeye yönelik adımlarınızı sıklaştırmanızı tavsiye ediyorum. Savaş artık sadece kapımızda değil aynı zamanda içimizde. Uzun yıllardır mücadele ettiğimiz ekonomik krizin ötesinde küreselcilerin ve daha fazlasının içimizde barındırdığı öfkeyi, kini, ötekileşmeyi, demografik ve kültürel değişimi görmezden gelemeyiz. Çok kalabalık şehirleri olan büyük bir ülke olduk. Peki, ülkenin dört bir yanı aynı mı? Neredeyse kimselerin olmadığı ilçeleri, şehirleri ne yapacağız? Adeta hayalet birer yerleşime dönüşen köyleri ne yapacağız? Sahi, kimselerin olmadığı yerlerde kimler neyin peşinde? Ülkenin çok daha zor günlerden geçtiği süreçlere hep birlikte şahitlik ettik. Terörün zirvede olduğu dönemlerde yüzlerce hatta binlerce şehit verdik. Köylerimiz boşaldı, şehirlerimizde stadyumlarımızda bombalar patladı. Ekonomimiz çöktü. Ve hatta insanlarımızın çoğu ülkenin doğu ve güneydoğusuna gitmek istemedi. Yeni bir sürecin içerisinde ülkenin dört bir yanının kucaklaştığı bir dönemden geçiyoruz. Elbette acı ile yoğrulanları sevgi ile kucaklaştırmak zor. Ancak kadim bir medeniyetin çocukları olarak her birimiz bir diğerinin farklılığı ile yeni bir değer kazanarak güçlü bir toplum ve güçlü bir ülke meydana getireceğiz. Türkiye’nin büyük ve güçlü bir ülke olması için bizlerin gözlerindeki samimiyet ve kalplerindeki sevgi her şeye yeter. Ekonomik dar boğazların içerisinde yeniden paylaşmayı öğrenmek zorundayız. Suçu azaltmayı ve suçluyu affederek suçundan geri döndürmeyi hatta ona yeni bir hayat kurmayı başarmalıyız. Affetmeyi bilmeli ve sevgi ile yaşamayı öğrenmeliyiz. Değerli okurlarım; Dünya dünden daha kötü yerlere gidiyor. Bugünler, yarınları kurtarabilmemiz için son fırsatlar. Şehirlerimizi yeni ve güçlü bir dönüşüm ile ayağa kaldırmalıyız. Sadece sanayi şehirleri değil aynı zamanda tarım, hayvancılık ve gıda şehirleri inşa etmeliyiz. Teknolojinin sosyal mecralarında köle kalmak yerine teknolojiyi ve bilimi, toplum ile insanı iyileştirmek için kullanmalıyız. Türkiye’nin güçlü ve yükselen değerlerinin buluştuğu büyük şehir Bursa; sanayi büyümesi ve ihracat fırsatları ile büyüleyici bir ekonomi oluşturuyor. Dağ yöresinin sorunlarını çözerek dağ ilçelerinde yerleşimi artırmalı tarım ve hayvancılık ile çiftçiliği teşvik etmeliyiz. Karacabey, Mustafakemalpaşa, İznik ve Orhangazi’nin kentsel dönüşümlerini hızlandırırken aynı zamanda kırsal kalkınma ve turizm fırsatlarını değerlendirmeliyiz. Bürokratları kadar siyasetçileri de güçlü bir Bursa’yı Ankara’da inşa etmeliyiz. Ankara’da güçlü bir Bursa meydana getirerek nüfusu 5 Milyona yaklaşan Ulu Şehri deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete hazır hale getirmeliyiz. Bitmeyen hastaneleri, hızlı tren hattı, tıkanmış ulaşım ağları ve depreme dayanıksız kamu ve askeri binaları ile savaşa hazır olmayan Bursa’yı, yeni savaşlara ve pandemilere hazır hale getirmeliyiz. Bursa’nın gençliğini eğitim ve öğretim ile güçlendirirken, Bursa’da ki yaşlılar ve engelliler için yeni yaşam alanları ve bakım kentleri kurmalıyız. Bursa’yı uydu kentler ile güçlendirirken, uzay ve havacılık şehri Bursa’nın global fırsatı Yenişehir’i güçlendirmeliyiz…
Ekleme Tarihi: 27 Aralık 2025 -Cumartesi
Ömer Küçükkaya

2025 yılını kapatırken…

Takvimler birer ikişer eksilerek bu günlere getirdi bizleri. Yağan yağmurların soğuğunda kar bekleyen çocuklar misali hepimiz heyecanlıyız. Yurdun dört bir yanında farklı zorluklar olduğu kadar farklı heyecanlar ve mutluluklarda var. 2025 yılını kapatarak 2026 yılını açmaya sayılı günlerin kaldığı bir dönemde, dostlukları pekiştirmeye yönelik adımlarınızı sıklaştırmanızı tavsiye ediyorum. Savaş artık sadece kapımızda değil aynı zamanda içimizde. Uzun yıllardır mücadele ettiğimiz ekonomik krizin ötesinde küreselcilerin ve daha fazlasının içimizde barındırdığı öfkeyi, kini, ötekileşmeyi, demografik ve kültürel değişimi görmezden gelemeyiz. Çok kalabalık şehirleri olan büyük bir ülke olduk. Peki, ülkenin dört bir yanı aynı mı? Neredeyse kimselerin olmadığı ilçeleri, şehirleri ne yapacağız? Adeta hayalet birer yerleşime dönüşen köyleri ne yapacağız? Sahi, kimselerin olmadığı yerlerde kimler neyin peşinde?

Ülkenin çok daha zor günlerden geçtiği süreçlere hep birlikte şahitlik ettik. Terörün zirvede olduğu dönemlerde yüzlerce hatta binlerce şehit verdik. Köylerimiz boşaldı, şehirlerimizde stadyumlarımızda bombalar patladı. Ekonomimiz çöktü. Ve hatta insanlarımızın çoğu ülkenin doğu ve güneydoğusuna gitmek istemedi. Yeni bir sürecin içerisinde ülkenin dört bir yanının kucaklaştığı bir dönemden geçiyoruz. Elbette acı ile yoğrulanları sevgi ile kucaklaştırmak zor. Ancak kadim bir medeniyetin çocukları olarak her birimiz bir diğerinin farklılığı ile yeni bir değer kazanarak güçlü bir toplum ve güçlü bir ülke meydana getireceğiz. Türkiye’nin büyük ve güçlü bir ülke olması için bizlerin gözlerindeki samimiyet ve kalplerindeki sevgi her şeye yeter.

Ekonomik dar boğazların içerisinde yeniden paylaşmayı öğrenmek zorundayız. Suçu azaltmayı ve suçluyu affederek suçundan geri döndürmeyi hatta ona yeni bir hayat kurmayı başarmalıyız. Affetmeyi bilmeli ve sevgi ile yaşamayı öğrenmeliyiz.

Değerli okurlarım;

Dünya dünden daha kötü yerlere gidiyor. Bugünler, yarınları kurtarabilmemiz için son fırsatlar. Şehirlerimizi yeni ve güçlü bir dönüşüm ile ayağa kaldırmalıyız. Sadece sanayi şehirleri değil aynı zamanda tarım, hayvancılık ve gıda şehirleri inşa etmeliyiz. Teknolojinin sosyal mecralarında köle kalmak yerine teknolojiyi ve bilimi, toplum ile insanı iyileştirmek için kullanmalıyız.

Türkiye’nin güçlü ve yükselen değerlerinin buluştuğu büyük şehir Bursa; sanayi büyümesi ve ihracat fırsatları ile büyüleyici bir ekonomi oluşturuyor. Dağ yöresinin sorunlarını çözerek dağ ilçelerinde yerleşimi artırmalı tarım ve hayvancılık ile çiftçiliği teşvik etmeliyiz. Karacabey, Mustafakemalpaşa, İznik ve Orhangazi’nin kentsel dönüşümlerini hızlandırırken aynı zamanda kırsal kalkınma ve turizm fırsatlarını değerlendirmeliyiz. Bürokratları kadar siyasetçileri de güçlü bir Bursa’yı Ankara’da inşa etmeliyiz. Ankara’da güçlü bir Bursa meydana getirerek nüfusu 5 Milyona yaklaşan Ulu Şehri deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete hazır hale getirmeliyiz.

Bitmeyen hastaneleri, hızlı tren hattı, tıkanmış ulaşım ağları ve depreme dayanıksız kamu ve askeri binaları ile savaşa hazır olmayan Bursa’yı, yeni savaşlara ve pandemilere hazır hale getirmeliyiz. Bursa’nın gençliğini eğitim ve öğretim ile güçlendirirken, Bursa’da ki yaşlılar ve engelliler için yeni yaşam alanları ve bakım kentleri kurmalıyız. Bursa’yı uydu kentler ile güçlendirirken, uzay ve havacılık şehri Bursa’nın global fırsatı Yenişehir’i güçlendirmeliyiz…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ekosektor.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.