Ramazan ayının gün ve gecelerini güzelleştiren insanlardan biri de bestekârlardır. Teravihlerde aralarda okunan Itrî’nin muhteşem bestesi salât-ı ümmiyeler başta olmak üzere iftar ve sahur programlarında hanendelerden yıllardan beri dinlediğimiz, Enderun teravihlerinde nefeslendiğimiz ilâhilerin bestekârlarını rahmetle, minnetle anıyoruz.
Bu güzellikleri bize sunan insanlardan biri de Muallim İsmail Hakkı Bey’dir. Onun bir bestesiyle bu mübarek aya merhaba diyelim.
Muallim İsmail Hakkı Bey
(İstanbul, 1866 – İstanbul, 1927)
*
Kullarında yok sana layık meta
Merhaba ey şehr-i Ramazan merhaba
Senden aldık nûr-i iman pür şua
Merhaba ey şehr-i Ramazan merhaba
*
99 yıl önce vefat eden bestekârı kısaca tanıyalım:
Her formda 2000 civarında eser vermiş nâdir sanatkârlarımızdandır. Çok kolay beste yaptığı, ders verirken bir taraftan da eser bestelediği söylenir. Canlı, yumuşak ve lirik bir üslûbun hâkim olduğu eserlerinde zengin ifade gücünden doğan melodik yapının yanında geniş bir ufuk gözlenir.
Yılmaz Öztuna’nın listesini verdiği toplam 940 eserin yarısından fazlası şarkı formundadır. Eserleri arasında, “Gülşende yine âh u enîn eyledi bülbül” mısraıyla başlayan rast ve “Seni hükm-i ezel âşûb-i devrân etmek istermiş” mısraıyla başlayan nihâvend şarkılarıyla, “Dü cihânın mefhari” mısraıyla başlayan uşşak ve “Kullarında yok sana lâyık metâ” mısraıyla başlayan eviç ramazan ilâhisi günümüzde okunan eserlerinden birkaçıdır.
Mehmed Âkif Ersoy’un İstiklâl Marşı’nı rast makamında besteleyen (1922) İsmâil Hakkı Bey’in aynı makamda bestelediği, “Ordumuz etti yemin” mısraıyla başlayan Ordu Marşı ve “Ey şanlı ordu ey şanlı asker” mısraıyla başlayan Tekbir ve Cenk Marşı ile mâhur makamındaki, “Gāfil ne bilir neşve-i pürşevk-i vegāyı” mısraıyla başlayan Mehterhâne-yi Hâkānî Marşı da günümüze çok az eserle intikal etmiş mehter repertuvarının sevilen örnekleri arasındadır. DİA
*
Bayburt’lu Hasan Yumak’ı tanır mısınız?
*
"Ol tâife-î zühd-perestiz ki safâdan
Iyd eyleriz evvelki günündê ramazânın
Biz öyle dindâr insanlarız ki, ramazan geldiği vakit, daha arefe gününden sevinir, bayram ederiz. Diğer zâhidler ise, ramazan bittikten sonra bayram yaparlar".
Nâbî, Yusuf (Urfa, 1640-İstanbul, 1712)
#Unutulmaz Mısralar, İ. Hilmi Soykut, Sönmez Neşriyat, 1968, sayfa 487
