Sosyal medya akışlarında, dergi kapaklarında ya da spor salonu reklamlarında sürekli karşımıza çıkan bir kelime var: "Fit olmak." Kaslı kollar, dümdüz karınlar ve kusursuz duruşlar... Peki, aynada gördüğümüz o "fit" görüntü, her zaman içerideki her şeyin yolunda gittiği anlamına mı geliyor? Yoksa popüler kültürün estetik kalıpları arasında, bedenimizin asıl ihtiyacı olan "sağlığı" gözden mi kaçırıyoruz?
Dış Görünüş vs. Fonksiyonellik
Fizyoterapi ve osteopatik bakış açısıyla yaklaştığımızda; bir bedenin gücü sadece kaldırabildiği ağırlıklarla ya da sahip olduğu kas kütlesiyle ölçülmez. Gerçek sağlık; eklemlerin serbestçe hareket edebilmesi (mobilite), dokuların beslenebilmesi (sirkülasyon), sinir sisteminin strese karşı esneklik gösterebilmesi ve organların birbiriyle uyum içinde çalışmasıdır.
Çoğu zaman yoğun iş temposu arasında, sırf "fit görünmek" adına vücudun kapasitesini zorlayan ağır ve hızlı antrenmanlar yapılabiliyor. Ancak dinlenmeyen, kronik stres altında olan ve masa başında saatlerce katılaşmış bir fasya (bağ doku) sistemine aniden yüklenmek, bedene iyilikten çok yük getirebilir. Yani dışarıdan çok "fit" görünen bir omurga, içeride yetersiz besleniyor ve bize ağrı sinyalleri gönderiyor olabilir.
Sağlıklı Bir BedeninOfis Testi
Buradaki anahtar kelimemiz fonksiyonellik. Yani bedeninizin günlük yaşamın getirdiği yüklere ne kadar esneklikle uyum sağlayabildiği.
Kendimize Soracağımız Küçük Bir Soru:
Akşam mesai bitiminde arabanıza binerken veya koltuğa otururken eklemlerinizde bir rahatlık mı hissediyorsunuz, yoksa adeta "kilitlenmiş" gibi mi hareket ediyorsunuz?
Eğer cevabınız ikincisiyse, odağımızı sadece kas gücünden, "dokuları beslemeye ve canlandırmaya" çevirmemiz gerekiyor demektir. Örneğin; gün içinde masanızdan kalktığınız o birkaç dakikada omurganıza küçük rotasyonlar (sağa-sola yumuşak dönüşler) yaptırmak, boyun kaslarınızı nazikçe esnetmek ve hatta oturduğunuz yerde ayak bileklerinizle daireler çizerek alt ekstremite (bacak) dolaşımını pompalamak harika birer adımdır. Gün sonunda ise beton zeminlerden uzaklaşıp açık havada, engebeli bir patikada yapacağınız ritmik doğa yürüyüşleri, sadece kaslarınızı çalıştırmakla kalmaz; eklem içi sıvılarınızı (sinovyal sıvı) tazeleyerek kıkırdak dokularınızı besler ve sizi çok daha "sağlıklı" kılar.
Tercihimiz Hangisi?
Aslında birbirine düşman iki kavramdan bahsetmiyoruz. Doğru planlanmış, bedenin sınırlarına saygı duyan bir hareket rutini sizi zaten zamanla fit bir görüntüye ulaştırır. Ancak önceliğimiz "görüntü" değil, "yaşam kalitesi" olmalıdır.
Eğer vücudunuz uzun süredir size ağrı veya kronik yorgunluk yoluyla alarm veriyorsa, sorunun kaynağını anlamak için bir tıp doktoruna danışmak en doğru ilk adımdır. Sonrasında ise koruyucu yaklaşımlarla bedeninizi bir bütün olarak ele alıp, ona ihtiyacı olan bütüncül (holistik) bakımı sunabilirsiniz.
Unutmayın; aynalar geçicidir, ancak kendi eviniz olan bu bedenin işlevselliği ömür boyu sizinle kalacaktır.
Haftaya görüşmek üzere, sağlıkla kalın…
